Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/903 E. 2023/1532 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/903
KARAR NO : 2023/1532
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/801 E., 2022/581 K.

KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/282 E., 2021/405 K.

Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, 12.04.2015 tarihinde … nolu sokak üzerinde bulunan 3 katlı inşaatın 3. katında betonarme işlemleri yapıldığı esnada müvekkili …’ın yapım halinde olan inşaata yaklaşık 70 cm mesafeden geçen ve davalı tarafa ait elektrik tellerinden geçmekte olan akıma kapılarak ağır yaralandığını, davacının geçirmiş olduğu bu haksız fiile dayalı kaza nedeniyle hayatının değiştiğini, her iki el ve ayaklarını kaybettiğini, yatağa mahkûm kaldığını belirterek, 550.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 500.000,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplamda 1.055.000,00 TL tazminatın kaza tarihi olan 12.04.2015 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, hak düşürücü süre, görev ve yetki itirazında bulunduklarını ayrıca aynı olay nedeni ile aynı davanın daha önce açıdığını ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, Diyarbakır 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/231 E. sayılı dosyasında açılan davada, kısmi talepte bulunduklarını, kısmi talep edilen miktardan hakkaniyet indirimi yapıldığını, bilirkişi raporu ile tespit edilen tazminat miktarının 1.433.710,00 TL olduğunu, ilk davada dava konusu yapılmayan talepler yönünden ek dava açılmasının mümkün olduğunu ileri sürerek, kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde görülerek davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkin işbu davada kesin hüküm dava şartının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 ncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50, 51, 54, 55, 56 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddesi

3. Değerlendirme
1.6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanununun 114/1-i maddesinde tanımlanan şekilde “aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış “olması da dava şartıdır. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Hemen belirtilmelidir ki, kesin hükmün amacı; kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem kişilerin hem de Devletin yararı vardır. Çünkü kişiler, uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık, bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bu açıdan, Devletin de menfaati söz konusudur. Çünkü Devlet, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık (dava) ile sürekli ve yinelenerek meşgul edilmesini istemez.

2.Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz.

3.Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de; (Yargıtay’ın da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay’da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.

4.Maddi anlamda kesin hükmün koşulları 1086 sayılı HUMK’nun 237 nci maddesinde açıklanmıştır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.

5.6100 sayılı HMK’nun 303 maddesinin 1 nci fıkrasında “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde benzer bir düzenleme içermektedir.

6.Kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması; ikinci koşulu, müddeabihin aynılığı; üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır.

7.Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, müddeabihler aynı değil demektir.

8.Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise; her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir.

9.Kesin hüküm ancak konusunu teşkil eden iddia hakkında geçerli olabilir; bu nitelikteki bir hüküm nedeniyle yeniden söz konusu edilemeyecek olan, hüküm fıkrasında karara bağlanan husustur. Zira hüküm olmayan yerde kesinlik de olamaz. Bu nedenle olumlu veya olumsuz olarak karara bağlanmamış olan bir iddia her zaman yeni bir davaya konu yapılabilir.

10.Dosya kapsamı incelendiğinde, işbu davada davacı, 12.04.2015 tarihinde yüksekten düşme neticesinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe girdiğinden bahisle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalı … yönünden tefrik kararı verildiği, davalı … Elektrik Dağıtım AŞ yönünden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

11.Kesin hükme konu Diyarbakır 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/231 E. ve 2019/419 K. sayılı dava dosyası incelendiğinde, davacıların …, …,… olduğu, davalının ise … Elektrik Dağıtım AŞ. olduğu, inşaatın 3 üncü katında çalışırken inşaata yakın olan ve davalı tarafa ait olan elektrik tellerinden geçmekte olan akıma kapılarak ağır yaralandığından bahisle ağır hizmet kusuruna dayanılarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen kısmen kabul kararının Yargıtay 3. Hukuk Dairesince onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.

12.İlk Derece Mahkemesince her ne kadar kesin hüküm nedeniyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yukarıda belirtilen husus ve tespitler nazarında her iki davanın dayandığı vakıaların farklı olduğu, işbu davada iş kazasına dayalı sorumluluktan dolayı dava açıldığı, diğer dava dosyasında ise hizmet kusurundan hareket edildiği, diğer taraftan kesin hükme esas alınan dava dosyasının 21.09.2020 tarihinde kesinleştiği ile kesinleşme sonrası işbu davanın açıldığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesinde dayanılan sebepler dolayısıyla işin esasına girilip varsa birlikte sorumluluk irdelinip gerektiğinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması durumunda görev hususu düşünülerek karar verilmesi gerekmektedir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.