Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/9069 E. 2023/10465 K. 30.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9069
KARAR NO : 2023/10465
KARAR TARİHİ : 30.10.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/389 E., 2023/119 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/44 E., 2019/248 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ile davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının emekli banka müdürü olduğu, daha önce çalıştığı işyerinde finans müdürü olarak çalıştıktan sonra davalı işyerinde 01.01.2016 tarihinde işe başladığı, hiç aralıksız olarak işten çıkartıldığı tarih olan 31.12.2017 tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğü, davacının davalı yanında finans müdürü olarak çalıştığı, almış olduğu ücretin davacının işten çıkarılmış olduğu tarihte aylık net olarak 10.000,00 TL olduğu, haksız olarak işten çıkartıldığı ve iş kanununda hak ettiği hiçbir alacağın verilmediği, işten çıkarılış tarihine kadar olan sürede kesintisiz olarak çalışmasına rağmen fiili çalışmasının SGK’ya eksik bildirildiği iddiasıyla davacının davalı işveren nezdinde 01.01.2016 – 31.12.2017 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının sigortalılığa esas teşkil edecek şekilde tespiti ile davacının kesintisiz çalıştığı dönemde sigorta primine esas aldığı gerçek ücretin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
1- Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı ile Kurum arasında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığından işçilik haklarına ilişkin talebin husumet sebebiyle reddinin gerektiği, hizmet tespiti davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Kanun’un mülga 79/10 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi olup, bu tür davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden, işverenin kabulünün tek başına hukuki sonuç doğurmayacağı, hak düşürücü sürenin geçtiği, Kurum kayıtlarına göre davacının davalı işverene ait işyerinde Kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kendi rızası ve isteğiyle işten ayrıldığı, şirkette 01.04.2016 – 31.12.2017 tarihleri arasında çalıştığı ve bu süreler içerisinde çalışma sürelerinin Kuruma tam ve eksiksiz bir şekilde bildirildiği, davacının almış olduğu net ücretin hesap bordrolarını da dilekçe ekinde Mahkemeye incelenmek üzere sunduklarında durumun daha net bir şekilde anlaşılacağı, davalı şirket ile davacı arasında 01.04.2016 tarihinde imzalanan sözleşme akdinin belirsiz part-time olarak imzalandığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının davalıya ait işyerinde 01.01.2016 – 31.12.2017 tarihleri arasında 10.000 TL ücret ile çalıştığının iddia edildiği, davacının davalıya ait işyerinde 01.01.2016 – 31.03.2016 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu, davacının 01.01.2016 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin elektronik ortamda verildiği, tespiti talep edilen dönemde kanun kapsamında olan ve hizmet tespitine engel teşkil etmeyecek bir işyerinin var olduğu, davacı ile davalı arasında 01.01.2016 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmede ücretin asgari ücret olarak düzenlendiği, davacı ile davalı arasında 01.04.2016 tarihinde de belirsiz part-time süreli iş sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmede çalışma süresinin her hafta cuma günü 1 saat olarak, ücretin de asgari ücret olarak düzenlendiği, davacının 31.12.2017 tarihinde işten ayrılma talepli dilekçesinin davalı şirkete sunduğu, 2017 Kasım ve Aralık aylarına ait işçi hesap pusulalarının davacı tarafından imzalandığı, ücretin brüt 59,25 net 54,35 TL olduğu, yine 31.12.2017 tarihli ibraname ve feragatnamenin davacı tarafından imzalandığı, belgede işe başlangıç tarihinin 01.04.2016 işten ayrılış tarihinin 31.12.2017, ücretin 54,35 TL olduğu, davalı vekilince dosyaya ibraz edilen belgelerden davacının 01.04.2016 tarihinden 31.12.2017 tarihine kadar da davalıya ait işyerinde çalıştığının anlaşıldığı, 01.04.2016 başlangıç tarihli iş sözleşmesinde davacının çalışma süresi her her ne kadar her hafta cuma günü 1 saat olarak düzenlenmiş ise de kayıtlı bordro tanıkları olan davacı tanıklarının beyanlarından davacının davalıya ait işyerinde ayda 30 tam gün üzerinden çalıştığının anlaşıldığı, halen davalıya ait işyerinde çalşıması devam eden tanıklarının beyanlarına itibar edilemeyeceği, ancak kamu tanığı olarak dinlenilen ve halen davalıya ait işyerinde çalışması devam eden …’in davalıya ait işyerinde mutemet olarak çalışan …’ın daimi olarak çalışan işçilerden olduğu, …’ın da davalıya ait işyerinde ayda 1 gün olarak hizmet bildiriminde bulunulmasının davalıya ait işyerinde tam zamanlı çalışan işçilerin primlerinin eksik yatırıldığını gösterdiği, davacı vekilince davalı şirket tarafından … A.Ş. İncilipınar Şubesi ile ING Bank … Şubesine 13.10.2017 tarihinde, … Bankası A.Ş. Şehitkamil Şubesi’ne 31.10.2017 tarihinde davacının 10.000,00 TL maaş aldığına dair düzenlenen belgenin delil olarak ibraz edildiği ve bu belgelere dayanılarak davacının ayda 10.000,00 TL ücretle çalıştığı iddiasında bulunulmuş ise de; davacının davalıya ait işyerinde işe başlamadan önce son çalıştığı işyerinde de 1.647,00 TL ücretle çalıştığı, ayrıca iddia edilen ücret tutarının HMK. 288 inci madde gereğince yazılı delille ispatlanması gerektiği, işçiye kredi işlemlerinde kullanması için işverence bankalara verilen işbu belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki davalı vekilince dosyaya ibraz edilen davacı tarafından imzalanılan ve imzaya herhangi bir itirazda bulunulmayan ücret pusulalarında davacının davalıya ait işyerinde 2017 yılı Kasım ve Aralık aylarında 1 gün için brüt 59,25 TL, net 54,35 TL ücret ödendiğinin görüldüğü, aksinin yazılı delille ispatının gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının davalıya ait 1002416 sicil sayılı işyerinde 01.01.2016 – 31.12.2017 tarihleri arasında hizmet akdine tabii olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine, Kuruma bildirilen günlerin infazda nazara alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ile fer’i müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuşlardır.

B.İstinaf Sebepleri:
1-Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kabulünün tek başına yeterli olmadığı, fiili çalışma olgusunun ispat edilmesi gerektiği, resmi belgelerinin aksinin tanık beyanıyla ispat edilemeyeceği, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sadece tanık beyanlarına dayanılarak karar verildiği, keşif vs. ile işyerinin diğer çalışanlarının dinlenmediği, hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının iddiasının doğrulayan yazılı bir belge ve delil bulunmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; emekli banka müdürü olup işyerinde finans müdürü olarak çalışan birinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, müdür olduğunun tanıklar ve taraflarca kabul edildiği, bankalara verilen belgenin yazılı delil niteliğinde olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde 01.01.2016 – 31.03.2016 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu, davacının 01.01.2016 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin elektronik ortamda verildiği, tespiti talep edilen dönemde kanun kapsamında olan ve hizmet tespitine engel teşkil etmeyecek bir işyerinin var olduğu, davacı ile davalı arasında 01.01.2016 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmede ücretin asgari ücret olarak düzenlendiği, davacı ile davalı arasında 01.04.2016 tarihinde de belirsiz part-time süreli iş sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmede çalışma süresinin her hafta cuma günü 1 saat olarak, ücretin de asgari ücret olarak düzenlendiği, davacının 31.12.2017 tarihinde işten ayrılma talepli dilekçesinin davalı şirkete sunduğu, 2017 Kasım ve Aralık aylarına ait işçi hesap pusulalarının davacı tarafından imzalandığı, ücretin brüt 59,25 net 54,35 TL olduğu, yine 31.12.2017 tarihli ibraname ve feragatnamenin davacı tarafından imzalandığı, belgede işe başlangıç tarihinin 01.04.2016, işten ayrılış tarihinin 31.12.2017, ücretin 54,35 TL olduğu, işçiye kredi işlemlerinde kullanması için işverence bankalara verilen işbu belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki davalı vekilince dosyaya ibraz edilen davacı tarafından imzalanılan ve imzaya herhangi bir itirazda bulunulmayan ücret pusulalarında davacının davalıya ait işyerinde 2017 yılı Kasım ve Aralık aylarında 1 gün için brüt 59,25 TL, net 54,35 TL ücret ödendiğinin görüldüğü, aksinin yazılı delille ispatının gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili ile davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Fer’i müdahil Kurum vekili ile davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuşlardır.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının davalı nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 01.01.2016 – 31.12.2017 tarihleri arasındaki çalışmasının eksik bildirildiği iddiasına dayalı eksik sürelerin ve prime esas kazançlarının tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
1- Anayasa’nın 60 ıncı maddesi şöyledir:
“Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”

2- 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlı Sigortası Kanunu’nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“(1) Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;
a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar… sigortalı sayılırlar.”

3- 5510 sayılı Kanun’un 7 inci maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Sigorta hak ve yükümlülükleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;
a) (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, meslekî ve teknik eğitime, meslekî ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimine, staja veya bursiyer olarak göreve başladıkları tarihten… itibaren başlar.”

4- 5510 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık;
a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten… itibaren sona erer.

5- 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ilgili 9 uncu fıkrası şöyledir:
“Aylık prim ve hizmet belgesi (veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi) işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.”

3. Değerlendirme
1-5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun’un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun’un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer.
2-Anayasa’nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3-Somut olayda, davacının davalı işveren nezdindeki çalışmaları 01.01.2016 – 31.03.2016 tarihleri arasında sigortalı bildirimleri tam ve eksiksiz bildirilmiştir. 01.04.2016 – 31.12.2017 tarihleri arasındaki çalışmaları ise ibraz edilen hizmet akdi çerçevesinde ayda bir gün üzerinden kısmi istihdam kodu ile bildirilmiştir.
4-Davacı emekli banka müdürü olup davalı işverene ait sürücü kursu işyerinde finans müdürü olarak çalıştığını beyan etmektedir. Davacı ile davalı arasındaki 01.04.2016 tarihli ve imzalı iş sözleşmesinde yapılacak iş haftada bir saat üzerinden finans danışmanlığı olarak tanımlanmıştır. Davacının imzasını taşıyan ibraname ve hesap pusulalarında aylık çalışma bir gün gösterilmiştir. Ancak dinlenen bir kısım tanıklar söz konusu belgelerle çelişki oluşturacak şekilde davacının her gün çalıştığını beyan etmektedirler.
5-Davacının çalışmasının tam zamanlı olup olmadığına ilişkin söz konusu belgelerle tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmemiştir. Davacının eğitim durumu ve mesleki tecrübesi ile işyerinde yaptığı finans müdürlüğü / danışmanlığı işi kapsamında (kendisiyle ilgili belgeler dahil olmak üzere) belge tanzim ve işleyişinden sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının imzasını taşıyan belge ve kayıtlar taraflardan da sorulmak suretiyle resmi Kurumlar ve bankalar nezdinde araştırılmalıdır. Ayrıca davacının çalıştığı departman çalışanlarının tümü ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler ve yaptığı iş gereği iş ilişkisi içinde olduğu kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmadır. Böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
6- Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.