Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/9397 E. 2023/9989 K. 19.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9397
KARAR NO : 2023/9989
KARAR TARİHİ : 19.10.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1047 E., 2023/956 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/13 E., 2023/27 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin velayeti kendisine verilen iki çocuğu ile birlikte boşandığı eşinden ayrı olarak ikametinde yaşamaya başladığını ve hiçbir şekilde fiilen bir araya gelmediğini, davalı Kurum tarafından 27.03.2018 tarih ve 3/1944098 sayılı yersiz ödeme konulu yazı ile … sicil numaralı babası …’tan … tahsis no ile davacıya bağlanan yetim aylığının yersiz ödendiği gerekçesiyle iptal edildiğinin bildirildiğini, davalı Kurumun davacının muvazaalı olarak boşandığını iddia edip 22.01.2016-21.03.2018 tarihleri arası yersiz ödemenin de tahsili cihetine gidileceğini aynı yazıda belirttiğini, davacının Kuruma itiraz ettiğini ancak Kurumun yasal süre içinde işlemden dönmediğini, davacının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasından ötürü boşanma davası açtığını, muvazaalı boşanma olmadığını, davacının boşandıktan sonra fiilen bir araya gelmediğini ileri sürerek, davaya konu Kurum işleminin iptaline, yetim aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 28.02.2018 tarih ve 2018/HKK/40 sayılı denetmen raporunda davacı ile eski eşin boşandıktan sonra fiili olarak beraber yaşadıklarına dair delillerin ve kuvvetli şüphenin olduğunu, davacının eski eşi ile şiddetli geçimsizlik yaşadığını 27.02.2018 tarihli imzalı ifadesinde beyan etmesine rağmen eski esi ile anlaşmalı boşanması ve maddi imkanı olmamasına rağmen eşinden nafaka, tazminat vs. istememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının babasının ölümünü müteakip boşanmasının şüpheli olduğunu, davacının dava dilekçesinde boşandıktan sonra hiçbir şekilde bir araya gelmediklerini beyan etmesine rağmen 27.02.2018 tarihli ifadesinde “çocuklarım babalarıyla haftada 3-4 gün görüşmektedir, eski esim ara sıra eve gelip çocuklarla ilgileniyor ” şeklinde beyanda bulunduğunu, davacının ikamet ettiği adreste yapılan çevre soruşturmasında site yöneticisi …’un alınan ifadesinde davacı ile eski eşinin beraber yaşadığını beyan ettiğini, davacının istirdat talebi olduğundan istediği dönemler arası kesilen maaş miktarının belirlenerek harcının tamamlattırılması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile tüm dosya muhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, boşandığı eşiyle birilikte yaşadığı iddiasıyla babasının ölümü nedeniyle almakta olduğu yetim aylığı Kurum tarafından kesilmiştir. Kurum işleminin dayanağı, 28.02.2018 tarihli “araştırma inceleme raporu”dur. Bahsi geçen raporda tanık …’un beyanı da dikkate alınarak davacının boşandığı tarihten sonra eşiyle birlikte yaşadığı belirtilmektedir. Yapılan yargılama sırasında dinlenen tanıkların birbiri ile uyumlu beyanlarından ve ilgili adreslerde yapılan kolluk araştırma tutanaklarından davacının boşandıktan sonra eski eşiyle birlikte yaşamadığı sonucu çıkmaktadır. Nüfus kayıtları incelendiğinde davacı ve boşandığı eşinin, boşanma tarihinden sonra farklı adreslerde yaşadıkları, MEDULA kayıtlarından farklı illerdeki sağlık kuruluşlarından sağlık yardımı aldıkları anlaşılmaktadır. Toplanan kanıtlardan, dava döneminde davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşamadıkları, farklı adreslerde ikamet ettikleri sonucuna ulaşıldığından Kurum işlemi yerinde görülmemiş, davanın kabulü ile Kurum işleminin iptaline, davacının kesilen aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına ve yetim aylığı nedeniyle yapılan ödemelerden dolayı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davalı Kurumun düzenlediği 28.02.2018 tarih 2018/HKK/40 sayılı denetmen raporunda, davacının, boşandığı eski eşi ile birlikte boşandığı tarihten itibaren fiili olarak beraber yaşadığına yönelik delil ve emareler gereği davalı kurumca işlem yapıldığını ve denetmen raporunda belirtilen hususların aksinin ispat edilemediğini, Site yöneticisi …’un kurum denetmenine verdiği ifadesini mahkemede reddederek farklı ifade vermesini gerektirecek haklı kabul edilebilir ve makul bir sebebe dayandırmamasının davacı ile eski eşinin boşanmadan sonra birlikte yaşadıkları karinesini doğruladığını, davacının 02.05.2016 tarihli beyanına göre ikamet adresinin “Karacaoğlan Mah. 40175 nolu Sok. no.3/1 Şehitkamil/…” olduğu, 26.07.2016 tarihli tekrar beyanına göre ikamet adresinin ise ” … Mah. Ömür Sok. … Konut Yapı Koop.———…/…” olduğunu, davacının kendi beyanında dahi ikamet adresleri yönünde çelişki bulunduğunu, bu hususun mahkemenin gözünden kaçtığını, davacı ile boşandığı eşinin boşandıkları tarihten sonra MEDULA kayıtları incelendiğinde … ilinde özel ve devlet hastanelerinden sağlık yardımı aldıklarını belirterek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…. Kurum denetmenince dinlenen tanıkların mahkemedeki ifadelerinde denetmene verdikleri beyanlarından farklı beyanda bulunan tanıkların bu durumu haklı, kabul edilebilir ve makul bir sebebe dayandırmamaları, davacının kiracı olarak kaldığı ev sahibinin oğlu …’ın davacının boşandıktan sonra eşiyle birlikte yaşadığına yönelik beyanda bulunması, … Emniyet Müdürlüğünün 14.04.2022 tarihli yazısında davacının boşandığı eşinin bildirilen adreste ailesi ile birlikte ikamet ettiğinin belirtilmesi, MEDULA kayıtlarında davacının … ve ilçelerinde sağlık hizmeti aldığının gözükmesi hususları ve 5510 sayılı Kanun’un 59/2 nci maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu ve bunun aksinin ancak eş değer belgelerle ispatlanmasının gerektiği göz önünde bulundurularak, “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleştiği, Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Davalı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir…” gerekçeleriyle Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının, HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını, Kurum işleminin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yetim aylığını kesen Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 56/son fıkrasıdır. Maddenin başlığı gelir ve aylık bağlanamayacak haller olup, maddeye göre; “ölen sigortalının hak sahiplerinden; … eşinden boşandığı halde eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96 ıncı madde hükümlerine göre geri alınır. “,
Madde 96 hükmüne göre “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
……….itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…”
Aynı Kanun’un 59 uncu maddesinin başlığı kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; “bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür …”, maddenin 2 nci fıkrasında “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir…” şeklinde düzenlenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.