Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/9537 E. 2023/9163 K. 04.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9537
KARAR NO : 2023/9163
KARAR TARİHİ : 04.10.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2081 E., 2023/47 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/159 E., 2022/156 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılara ait özel inşaat yapımı işyerinde inşaat işçisi olarak çalışan davacının, 01.07.1995 ila 31.10.1996 tarihleri arasında sürekli tam ve kesintisiz çalıştığını, ancak çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiğini iddia etmiş, davalıların noksan gösterdiği toplamda 190 gün olan hizmetlerinin de tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, kendilerine ait inşaat işyerinde 01.07.1995 – 31.10.1996 tarihleri arasında davacının kesintisiz ve tam zamanlı olarak çalıştığını, sigorta bildirim işleri ile muhasebecilerinin ilgilendiğini, bildirimlerin neden eksik yapıldığı konusunda bilgilerinin bulunmadığını, işin gereği olarak ara verilmeksizin çalışıldığını beyan etmişlerdir.
Feri müdahil Kurum vekili, davacının Kuruma bildirilen hizmetlerinin olduğunu, iddiaların davacı tarafından ispatlanılması gerektiğini, iddialarla ilgili re’sen araştırma yapılması gerektiğini savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde, davacının 01.07.1995-31.10.1996 tarihleri arasında 1995 yılında 110 gün 1996 yılında ise 150 gün toplamda 270 gün hizmet bildirimi ile davalı işverenlikte sigorta kaydı bulunduğu görülmüştür. Hizmet tespiti davaları hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi kılınmış olup da ancak hak düşürücü sürenin istisnaları düzenlenmiştir. İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesinin gerektiği Kanun’un 79/1 inci maddesinde açıkça ifade edildiği üzere Yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun’un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi Yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Bu nedenle davacının eksik gün bildirimi için açtığı davanın hak düşürücü süreye uğramadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu olayda SGK tarafından dönem bordrosu istenilmiş, işyerinin kanun kapsamından çıkarıldığı, 10 yıl geçmesi nedeniyle belgelerin imha edildiği şeklinde cevap verildiği, ancak hem davacı tanıkları hemde kamu tanığı olarak bildirilen kişiler, Mahkeme huzurundaki beyanlarında davacının kesintisiz olarak inşaat işinde çalıştığı, getir götür işlerine baktığını doğruladıkları, davalı asiller beyanlarında sahibi oldukları arsa inşaatında davacının 01.07.1995-31.10.1996 tarihleri arasında tam zamanlı ve kesintisiz inşaat işçisi olarak çalıştığını, davacının ara vermediğini, eksik gün prim nedeni olarak bilgileri olmadığını, muhasebecinin bu işler ile ilgilendiğini beyan ederek davacının kesintisiz olarak davalı işveren nezdinde çalıştığını kabul ettikleri de anlaşılmakla … İlçe Emniyet Müdürlüğü müzekkere cevabı, 26.03.2021 tarihli dava dilekçe ekinde ibraz edilen davacının işe giriş bildirgesi, SGK hizmet dökümü, Esnaf ve Snatkarlar Odası, Vergi Daireleri müzekkere cevapları, dinlenen tüm tanıklar ve tüm dosya kapsamı da dikkate alınarak davacının 01.07.1995-31.10.1996 tarihleri arasında davalı işverenler nezdinde asgari ücret üzerinden tam süreli olarak çalıştığı ve bu çalışmalarının Kuruma bildirilmediği anlaşılmış, davanın kabulüne dair karar verilerek açıklanan gerekçe ile;
Davanın kabulü ile,
Davacının 01.07.1995 tarihi ile 31.10.1996 tarihleri arasında 190 gün asgari ücret ile kesintisiz şekilde, davalı …-…’nün Özel İnşaat Bina Yapımında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Fer’i müdahil SGK vekili; hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin bulunması ve sigortalılığın kişiye bağlı devredilemez bir hak olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi gerektiğini, sadece tanık beyanları esas alınarak verilen kararın yerinde olmadığını savunmuş, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme hükmünde davacının talep tarihleri arasında 190 gün çalıştığının tespitine karar verilirken, Kurum kayıtlarında görünen çalışmalarından söz edilmemiş olması, hükmün infazında ve anlamında tereddüt yaratacak niteliktedir. Zira hükümden davacının tespit edilen süre dışında çalışmasının bulunmadığı sonucu da çıkarılabilecektir. Bu nedenle Mahkeme hükmünün kaldırılmasına karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla;
HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
Davanın kabulüne,
Davacının davalılara ait 1006516 sicil numaralı işyerinde 01.07.1995-31.10.1996 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığının, Kuruma bildirilen süreler dışlanmak suretiyle, eksik bildirilen 01.07.1995-31.10.1996 tarihleri arasında 40 gün, 01.01.1996-31.10.1996 tarihleri arasında 150 gün olmak üzere 190 günlük çalışmasının bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı iş yerinde 01.07.1995 – 31.10.1996 arasına ait hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile,
2. 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.