YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/964
KARAR NO : 2023/4932
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/261 E., 2022/396 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı … Kurumuna 04.10.2000 tarihli işe giriş bildirgesi bulunduğunu, 1479 sayılı Kanuna 4956 sayılı Kanun ile eklenen geçici 18 inci madde ile eklenen ”bu kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve yükümlülüklerini 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar” hükmü gereğince 04.10.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanuna tabi Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığını, 28.08.1990-12.11.1992 ve yine 19.11.1992-28.02.2018 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğunu, 28.08.1992 tarihinde vergi kaydı açılmış olmasına rağmen davalı kurum tarafından Bağkur sigorta tescili yapılmadığını, 1479 sayılı Kanun’un zorunlu sigortalılık şemsiyesi altında en son alınan esnaf sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara kanuna yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacı taşımakta olduğunu, sigortalılık başlangıç tarihinin vergi kaydının başlangıç tariih olan 28.08.1990 tarihinden itibaren tespitine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle hak düşürücü süre ve zaman aşımı yönünden itirazlarının mevcut olduğunu, müvekkili kurum …bağ numaralı davacı …’a ait 4-b sigortalı dosyasının incelendiğini, 619 sayılı KHK’nın Geçici 1 inci maddesi 1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin bu kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdii tarihtenn itibaren başladığını, ancak 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla 20.04.1982 tarihinden bu kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarının belgeleyen sigortalıların vergiye kayıtlı bulundukları sürelerin bu süreye ilişkin primlerini ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirildiğini, kanunda öngörülen dönemlerde müvekkili kuruma herhangi bir başvurusu olmadan davacının 4-b tescilinin 04.10.2000 tarihinde başlatıldığını, vergi mükellefiyetinin veya şirket ortaklığının başladığı 28.08.1990 tarihinde başlatılmasının kanunen mümkün olmadığının anlaşıldığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davacının davasının kabulüne, … T.C. kimlik numaralı davacının 28.08.1990 -03.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılması gerektiğinin tespitine, şeklinde karar verilmiştir.
IV. BÖLGE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Bölge Mahkemesi ilamında; davacının 28.02.2001 tarihinde Kuruma intikal eden giriş bildirgesi üzerine vergi kaydına dayalı olarak 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere kayıt ve tescilinin yapıldığı dolayısıyla 02.08.2003 tarihinden önce kayıt ve tescilli bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacının vergi, esnaf sicili ve meslek kuruluşu kayıtları nedeniyle uyuşmazlık konusu dönemde de Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 02.12.2019 tarihli ve 2022/5021 E. 2022/9194 K. sayılı ilamında; 13.11.1992-18.11.1992 tarihleri ve arasına ilişkin dönem yönünden vergi, oda ve sicil kaydı bulunmayan davacının bu döneme ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı belirtilerek karar bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur siğortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun’un 24 ve 25 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri kanunu maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen ilk derece mahkemesi kararı bozmaya uygun olduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.