Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/97 E. 2023/517 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/97
KARAR NO : 2023/517
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1858 E., 2022/2665 K.
DAVA TARİHİ : 24.09.2020
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/410 E., 2021/117 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş kazası sonucu vefat eden oğlu …’ün ölümü sebebiyle 01.04.1990 – 01.05.2001 tarihleri arasında ölüm aylığı bağlandığını, müvekkilinin 01.05.2001 tarihinde yaşlılık aylığı almaya hak kazanması sebebiyle bağlanan ölüm aylığının iptal edildiğini, müvekkilinin oğlunun vefat ettiği tarihteki yasal mevzuat her iki aylığı almasına imkan verirken daha sonradan yapılan düzenlemelerle ölüm aylığı maaşının iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu ölüm aylığının bağlanması amacıyla davalı Kuruma başvuru yaptığını, talebinin reddedildiğini, müvekkiline oğlundan dolayı bağlanan aylığının tekrar bağlanması ve geriye dönük olarak kesilen aylıkların yasal faizi ile müvekkile ödenmesine, SGK’nın 18.06.2020 tarihli kurum işleminin iptaline, 17.06.2020 tarihini takip eden ay başı olan 01.07.2020 tarihinden itibaren müvekkile oğlu …’ten iş kazasından ölümünden dolayı doğan gelirin tekrar bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının oğlu …’ün 01.04.1990 tarihindeki vefatından dolayı ölüm aylığı almakta iken kendisine 01.05.2001 tarihinde Bağkur dan yaşlılık aylığı bağlandığını, kurum işleminin dayanak belgeleri incelendiğinde davacının davasının haksız ve olduğunun ortaya çıkacağını, davacının maaşının devam etmesinin, tahakkuk ettirilmiş olan borcun durdurulmasının kesilmiş olan miktarın da yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin mümkün olmadığını, 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesi uyarınca davacıya 01.05.2001 tarihinde Bağkur’dan yaşlılık aylığı bağlanmış olması sebebiyle davacının oğlundan dolayı maaş bağlanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin ölüm aylığı gelirinin davalı kurum tarafından iptal edilmesinin Anayasa’nın sosyal devlet ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, kurum işleminin müvekkilinin haklarını ihlal etmekte olduğunu, söz konusu işlemin müvekkilinin mağduriyetine yol açmakta olduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.06.2021 tarih ve 2021/1658 E., 2021/1390 K., sayılı kararı ile; 4958 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin (gelir ve aylık almama) geçmişe etkili olacağına dair ayrıca ve açıkça bir hüküm bulunmadığı, istemin maddi dayanağını oluşturan ölüm olayının anılan Kanun değişikliğinden önce gerçekleştiği, değişik hükmün geçmişte kazanılmış hakları ortadan kaldıracak şekilde uygulanmasına hukuken olanak bulunmadığı gerekçelerine dayalı olarak, “1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 2 numaralı alt bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,

2. Davanın kabulü ile; davacıya 01.07.2020 tarihinden itibaren iş kazası sonucu ölen oğlu dolayısıyla gelir bağlanması gerektiğinin tespitine, aykırı kurum işlemlerinin iptaline,” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında; “dosya kapsamı incelendiğinde, 24.03.1990 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden sigortalı …’ün hak sahibi annesi …’e 01.04.1990 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlandığı, yine …’e 01.01.1986 – 30.04.2001 tarihleri arasındaki 2926 sayılı Kanuna tabi çalışmaların dolayı, davacının 30.04.2001 tarihli tahsis talebine istinaden, 01.05.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması üzerine, oğlundan dolayı bağlanan ölüm gelirinin kesildiği, Kurumca, 06.08.2003 – 18.07.2008 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların, davacı adına borç olarak kaydedildiği, anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Kanunun 34’üncü maddesinin (d) bendi, “Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25’i, oranında aylık bağlanır.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Bu sebeple yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde davacının somut durumu ve talebi irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükmüne uyulan bozma ilamı ve konuya ilişkin gerek 506 sayılı Kanun’un 24, gerekse 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesi hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeye nazaran davacının 2926 sayılı Yasa kapsamındaki kendi çalışmaları dolayısı ile aylık aldığının belirlenmesi karşısında davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bozma sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince herhangi bir inceleme yapılmadığı, eksik ve hatalı değerlendirme sonucu gerekçe gösterilmeden karar verildiği, müvekkil lehine olan kanun ve usuli kazanılmış hakların gözetilmediği, somut olayda müvekkilin oğlu …’ün Ekim 2008’den önce yani söz konusu yasa değişikliğinden önce vefat ettiği, müvekkilin oğlunun ölüm tarihindeki mevzuata göre hem ölüm aylığı hem de yaşlılık aylığı alabiliyorken, ölüm tarihinden sonra mevzuat hükümlerinin değiştirilmesi nedeniyle ölüm aylığının kesilmesinin usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiği, Anayasanın sosyal devlet ilkesine aykırılık teşkil ettiği, istinaf ilamında belirtilen vekalet ücreti, yargılama giderlerine ilişkin kararların da usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulması istenmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya 1990 yılında ölen oğlu dolayısıyla bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali, kesilen aylığın yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayı Yasa’nın 24 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanun 34. madde hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.