YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9830
KARAR NO : 2023/9304
KARAR TARİHİ : 05.10.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/760 E., 2023/225 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen sigorta primine esas kazancın tespiti istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait işyerinde 14.07.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, ilk girdiğinde eline geçen net ücretin 1.200,00 TL olduğunu, bir yıl sonra ücretinin 1.250,00 TL ve akabinde de %8 zamlarla en son olarak çıkış tarihindeki eline geçen ücretin ekte sunduğu bordroda görüldüğü gibi 1.600,00 TL net olduğunu, dört yıl bu işyerinde çalıştığını, 15.05.2012 tarihinde emekli olarak işyerinden ayrıldığını, 13 yaşından beri bu branşta çalışan ve usta olmuş bir kişi olarak yukarıdaki ücretleri almasına rağmen prime esas kazançlarının Kuruma eksik olarak beyan edilmesi sebebiyle bu davayı ikame edip, gerçek brüt ücretleri üzerinden prime esas kazançlarının tespitini talep etmek zorunda kaldığını, bu kazançların emekli maaşına tesir edeceğini belirterek, çalışma süresini kapsar biçimde gerçek ücretinin saptanarak bu ücretler üzerinden Kuruma bildirim yapılması gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının fiilen çalışmadığı halde Kuruma sahte hizmet bildirimini işveren ile birlikte yaptığından esasen kusurlunun davacı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı … Tic. Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçekle bağdaşmadığını, davacının işyeri sicil dosyasındaki belgelerin suretlerini dosyaya sunduklarını, davacın 14.07.2008 tarihinde davalı işyerinde kalıp işçisi olarak işe başladığını, işyerindeki görevinin üretilen parçalara ait kalıpların denetimi ve gözetimi ile basit kalıp işlerine ilişkin olduğunu, herhangi bir ustalığı ve uzmanlığı gerektirmediğini, işe başlarken asgari ücret üzerinden ücret ödenmesi konusunda anlaşma yapıldığını, maaşlarının yasal artış oranları üzerinden arttırılarak ödendiğini ve bordroların düzenlendiğini, davacının çalıştığı dönemde bu konuda hiçbir itirazının olmadığını, işten ayrılırken düzenlenen ibranamede dahi maaşlarının tümünü aldığını, herhangi bir hak alacağının kalmadığını belirttiğini, ihtirazi kaydının da olmadığını, işten ayrıldığı tarihteki maaş bordrosu incelendiğinde davacının 15 günlük maaşının 373,83 TL, aylık net ücretinin 747,66 TL olduğunun görüldüğünü, davalı işyerinde kalıpçı olarak çalışanların beyanları ve yapılacak emsal ücret araştırması ve emsal maaş bordroları ile iddiaların yersiz olduğunun kanıtlanacağını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; işveren tarafından bildirilen ücret miktarları Kurum tarafından bilinemeyeceğinden Kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, ücret konusunda dinletilen tanık beyanlarının çalışıldığı iddia edilen işyerinin kapasite ve niteliği gözetilerek değerlendirilmesinin gerektiğini, Yargıtay 10 H.D.’nin 2005/14319 Esas, 2006/7166 K. sayılı kararının bu hususta emsal nitelikte olduğunu, bordrolar ve ücret bordroları celp edilip bordrodaki imzalar davacıya ait ise davanın reddolunması gerektiğini, davacı gerçekte belirtmiş olduğu ücretle çalışmış olsa bile Kanun’a karşı hile niteliğindeki işlemin tarafı olacağından; daha sonra bu işleme dayanarak aksi yönde hak talebinde bulunamayacağını, HMK m. 288’de yazılı sınırlan aşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmasının gerektiğini, bu Kanun’un 228 inci maddesine göre hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dörtyüz doksan lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekeceğini, tanık beyanlarının çalışıldığı iddia edilen işyerinin kapasite ve niteliği gözetilerek değerlendirileceğini, Kurum nezdindeki resmi kayıtların getirtilmesini, bu davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden özel bir duyarlıkla yürütülmesi gerekeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Özetle; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Özetle; “… eldeki dosyada Yerel Mahkemece davacı tarafından dosyaya sunulan davalı şirket yetkilisi tarafından da kabul edilen imza ve işyeri kaşesi bulunan Ocak-2010, Nisan-2011 ve Ekim-2011 tarihli aylık bordro kayıtları uyarınca, belirtilen bu aylar için davacının talebinin kabulüne, geriye kalan süre zarfında ise yukarıda belirtilen kayıtların bulunmaması sebebiyle talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir..” gerekçesi ile Mahkeme kararı bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozma Kararına Karşı Direnilerek Verilen Karar
Özetle; “…Mahkememizin 02.11.2017 tarihli kararında direnmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur… davanın kabulü ile” şeklinde karar verilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulu Tarafından Direnme Kararına Karşı Verilen Karar
Özetle; “… görüldüğü üzere İlk Derece Mahkemesince ikinci bozma kararından sonra Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle yeni bir karar verilmiştir … davalılar vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine … karar verildi” şeklinde karar verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Tarafından Direnme Kararına Karşı Verilen Karardan Sonra Dairece Verilen Karar
Dairece, “… Yerel Mahkemece, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı şirket yetkilisi tarafından da kabul edilen imza ve işyeri kaşesi bulunan Ocak-2010, Nisan-2011 ve Ekim-2011 tarihli aylık bordro kayıtları uyarınca, belirtilen bu aylar için davacının talebinin kabulüne, geriye kalan süre zarfında ise yukarıda belirtilen kayıtların bulunmaması sebebiyle talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesi ile Mahkeme kararı bozulmuştur.
E. Mahkemece Hukuk Genel Kurulu Tarafından Direnme Kararına Karşı Verilen Karardan Sonra Dairece Verilen Karar Sonrası Verilen Karar
Özetle, “davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının davalı … Limited Şirketinde; 01.01.2010 – 31.01.2010 tarihleri arasında net 1.350,00 TL ücretle, 01.04.2011 – 30.04.2011 tarihleri arasında net 1.600,00 TL ücretle, 01.10.2011 – 31.10.2011 tarihleri arasında net 1.600,00 TL ücretle çalışmış olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin tespit taleplerinin reddine,” dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili özetle; Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili özetle; hükmün bozulmasını istemiştir.
3.Davalı Şirket vekili özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigorta primine esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.