YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/995
KARAR NO : 2023/2000
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2310 E., 2022/2185 K.
FER’Î MÜDAHİL : …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 25.10.2021
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Geyve Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/502 E., 2022/221 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait minibüste şoför olarak 15.11.2007 tarihinde çalışmaya başlamasına rağmen sigorta başlangıcının 02.06.2011 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin 02.08.2011 tarihinden itibaren da sigorta kaydında işveren olarak …’ ın göründüğünü, müvekkilinin emeklilik işlemlerini başlatması nedeniyle davalı tarafından 2007 yılının 11. ayından itibaren hiçbir suretle sigortaya bildiriminin yapılmadığını öğrendiğini müvekkilinin 2007/11. ay ile 01.08.2011 tarihleri arasında davalıda olan çalışmalarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının kuruma başvurmadan doğrudan işbu davayı açmasının mümkün olmadığın, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının 15.11.2007-27.03.2010 tarihleri arasında davalı nezdinde yevmiye usulü muavin olarak çalıştığını davacı ile ücret konusunda anlaşılamaması nedeniyle davacının işten ayrıldığını davacının 02.08.2011-26.10.2015 tarihleri arasında… nezdinde sigortalı şoför olarak çalıştığını ve primlerinin eksiksiz yatırıldığını davanın esasının incelenmesinde tanıkların beyanları değerlendirilerek çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinş belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kayıtları incelendiğinde, davacının beyanlarıyla kurum kayıtlarının örtüşmediğini davalı işveren ile ilgili herhangi bir müfettiş raporunun, sigortalı çalışmanın yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini ve talebe konu bildirilmeyen günlerle ilgili hak düşürücü sürenin geçtiğini, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğundan davacının iş yerinde çalışıp çalışmadığının resen araştırılması gerektiği belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; SGK kayıtlarına göre müvekkilinin …’a ait iş yerinde kaydının 02.06.2011 tarihinde yapıldığının, 31.07.2011 tarihinde çıkışının verildiğinin gözüktüğünü, daha sonra aynı yerde aynı işi yapan… isimli kişi üzerinden sigorta bildirimlerinin yapıldığının, bu iş yerinden çıkışının 26.10.2015 tarihinde verilmiş olduğunun gözüktüğünü, mahkemece çalışmanın kesintisiz olup olmadığına dair bir araştırma yapılmadığını, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin çalışmalarının davalı işverenin de kabulünde olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Davacı 15.11.2007 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, çalışmalarının 31.07.2011 tarihine kadar olan sürelerinin kuruma bildirilmediğini, davalı ve dava dışı…’a ait iş yerinde kesintisiz çalıştığını beyanla, bildirim öncesi 15.11.2007-31.07.2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı işyerinde çalıştığının tespitini talep etmiş olup, dosyanın incelenmesinde, davacının davalı işyerinden kuruma 02.06.2001 -31.07.2011 tarihleri arasında ve dairemizce organik bağ ve iş yeri devri bulunduğu kabül edilen dava dışı…’a iş yerinden 02.08.2011-26.10.2015 tarihleri arasında hizmet bildirimlerinin bulunduğu ve davanın 25.10.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, davacının bildirimlerinin 26.10.2015 tarihinde sona ermesi karşısında, davacının 15.11.2007-01.06.2011 tarihleri arasındaki talebinin hak düşürücü süreye uğradığı ,dava konusu geriye kalan 02.06.2011-31.07.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davaya konu tüm dönem yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olduğu, davacının istinaf istemlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince reddi ile Kamu düzenine ilişkin nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın; 15.11.2007-01.06.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 02.06.2011-31.07.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden hukuki menfaat yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; SGK kayıtlarına göre müvekkilinin …’a ait iş yerinde kaydının 02.06.2011 tarihinde yapıldığının, 31.07.2011 tarihinde çıkışının verildiğinin gözüktüğünü, daha sonra aynı yerde aynı işi yapan… isimli kişi üzerinden sigorta bildirimlerinin yapıldığının, bu iş yerinden çıkışının 26.10.2015 tarihinde verilmiş olduğunun gözüktüğünü, mahkemece çalışmanın kesintisiz olup olmadığına dair bir araştırma yapılmadığını, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin çalışmalarının davalı işverenin de kabulünde olduğunu belirterek kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun’un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.
2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.
3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olaya gelince, davalı işyerinden 02.06.2011-31.07.2011 tarihleri arası çalışmalarının bildirildiği, davacının bildirim öncesi 01.07.1993-01.09.1997 tarihleri arası hizmet tespiti talebi bakımından, bildirimin sonaerdiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde açılmadığı, dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.3.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…