YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9975
KARAR NO : 2023/10705
KARAR TARİHİ : 02.11.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/144 E., 2023/284 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında görülen Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ikinci kez davanın kabulüne karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine Mahkemesince yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın kabulüne dair üçüncü kez verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bu kez davanın reddine dair karar verilmiş, bu kararın da bozulması üzerine Mahkemesince yeniden davanın kabulüne karar verilmiş, Dairece beşinci kez karar bozulmuş olup Mahkemece yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin …’dan İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 03.10.1994 tarih, 1994/706 esas, 1994-581 karar sayılı ilamı ile boşandığını, kararın 06.11.1994 tarihinde kesinleştiğini, boşandıktan sonra ailesi ile birlikte İnegöl’de yaşamaya başlayan müvekkiline babası …’ın 13.11.2001 tarihinde vefatı nedeniyle ölüm aylığı bağlandığını, ancak davalı kurumca bağlanan ölüm aylığının 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasanın 56/son maddesi gereğince boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle 24.10.2008 tarihi itibariyle iptal edildiğini ve bu tarihten sonra ödemiş olduğu ölüm aylıklarını kendisinden istediğini, davalı Kurumca yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ölüm aylığı almakta olan müvekkilinin ölüm aylığını 24.10.2008 tarihi itibariyle iptal eden davalı Kurum işleminin iptali ile kesildiği tarihten ödenmesinin sürdürülmesine ve 24.10.2008 tarihinden itibaren ödenen aylıkların geri istenmesine yer olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, ölüm aylığı alınabilmesi için dul olmakla birlikte herhangi bir gelirinin olmaması gerektiğini, davacının boşanma kararı olmasına rağmen boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğini, bu nedenle almış olduğu ölüm aylığının kesildiğini savunarak haksız ve yersiz açılan davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi’nin 10.04.2013 tarihli ve 2012/295 Esas, 2013/173 Karar sayılı kararı ile davacının yerinde görülen davasının kabulüne, … tahsis numaralı davacının babası … üzerinden SGK’ca bağlanan ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmeye devam edilmesinin tespitine, aksine olan Kurum işleminin iptaline, 24.10.2008 tarihinden itibaren ödenen aylıkların geri istenmesi işleminin iptali gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 17.03.2014 tarih ve 2013/10495 Esas 2014/6039 Karar sayılı kararında; ” İnceleme konusu davaya ilişkin olarak ise; davacı ile boşandığı eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşadıklarının yani fiili beraberliğin dava konusu dönemde sürdürülüp sürdürülmediği konusunda yargılamada ortaya çıkan çelişki ve belirsizliğin giderilmesi için; davacının boşandığı eşi hakkında yapılan kolluk araştırmasında aslen davacının eşinin Mudanya’da kaldığının belirtildiği, fakat Mudanya’da hangi adreste kaldığına dair herhangi bir tespit veya araştırma yapılmadığı anlaşılmakta olup, mahkemece her iki adres bakımından yeterli araştırma yapılmalı, aynı zamanda davacı ile boşandığı eşinin 2008 yılından sonra yapılan seçimlerde hangi adreslerde oy kullandıklarına dair araştırma yapıldıktan ve dinlenen tanığın beyanında kendisinin kapıcılık yaptığı apartmanda davacının oturduğunu beyan ettiği anlaşılmakla, bu tanığın Kurumdaki şahsi dosyası getirtilerek gerçekten apartmanda çalışıp çalışmadığı da tespit edildikten sonra “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 10.12.2014 tarihli ve 2014/345 Esas, 2014/702 Karar sayılı kararı ile davacının yerinde görülen davasının kabulüne, … tahsis numaralı davacının babası … üzerinden SGK’ca bağlanan ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmeye devam edilmesinin tespitine, aksine olan kurum işleminin iptaline, 24.10.2008 tarihinden itibaren ödenen aylıkların geri istenmesi işleminin iptali gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
C.2’nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 01.06.2015 tarih ve 2015/7352 Esas 2015/10550 Karar sayılı kararında; Mahkemece, davacı ile eski eşine dair yeterli araştırmadan bahsedilemeyeceği, eski eşin 01.10.2008 tarihinden sonraki iş ve ev adreslerinin tam olarak tespit edilmediği, diğer taraftan davacının müfettişe verdiği, kendi beyanına göre eski eşinin, yetişkin çocukları ile görüşmek için davacının evine gelme ihtiyacının kaynağının araştırılması ve çocuklarının yaşlarının da dikkate alınması suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğuna işaret edilerek İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2016 tarihli ve 2015/678 Esas, 2016/421 Karar sayılı kararı ile davacının yerinde görülen davasının kabulüne, … tahsis numaralı davacının babası … üzerinden SGK’ca bağlanan ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmeye devam edilmesinin tespitine, aksine olan kurum işleminin iptaline, 24.10.2008 tarihinden itibaren ödenen aylıkların geri istenmesi işleminin iptali gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 07.02.2017 tarih ve 2016/12896 Esas 2017/686 Karar sayılı kararında, “Eldeki davada ise mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, Dairemizin 01.06.2015 tarihli bozma ilamı sonrasında toplanan delillerin dahi birlikte yaşamanın tespiti bakımından kanaat edinmeye yeterli olmadığı anlaşılmakta olup, davacı ve onun eşi hakkında çeşitli tarihler itibari ile birden fazla adres kaydının varlığı anlaşılmakla, hem davacı, hem de eski eş hakkında dosya arasındaki tüm adresler bakımından her birinde mahkemece resen tespit edilen yakın komşulardan ayrıntılı bir araştırma yapılması ile eski eşin ne iş yaptığı ve geçimini nasıl sağladığı, davacı ve eski eşinin seçim ve MEDULA kayıtlarında belirlenen adres bilgilerinin araştırılması ile davacının kontrol memuruna verdiği ifadenin aksinin kanıtlanıp kanıtlanmadığı hususu irdelenmeli, eski eşin 18 yaşından büyük çocukların varlığı nedeniyle kişisel ilişkilerinin nasıl kurulduğu hususunun sorulması ile yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ayrıntılı bir araştırma ile “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
F. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2018 tarihli ve 2017/314 Esas, 2018/11 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
G. 4 üncü Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 20.11.2018 tarih ve 2018/2236 Esas 2018/9597 Karar sayılı kararında, “Eldeki davada mahkemece bozmaya uyulmuş ise de Dairemizin 07.02.2017 tarihli bozma ilamı sonrasında toplanan delillerin birlikte yaşamanın tespiti bakımından kanaat edinmeye yeterli olmadığı anlaşılmakta olup, mahkemece yapılan araştırmanın davacı hakkında davalı Kurumca borç tahakkuku yapılan dönemin dışındaki tarihler esas alınarak karar verildiğinin anlaşılması karşısında, önceki bozma ilamımıza uyulması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında, hem davacı, hem de eski eş hakkında dosya arasındaki tüm adresler bakımından her birinde Mahkemece resen tespit edilen yakın komşulardan ayrıntılı bir araştırma yapılması ile eski eşin ne iş yaptığı ve geçimini nasıl sağladığı, davacı ve eski eşinin seçim ve MEDULA kayıtlarında belirlenen adres bilgilerinin araştırılması ile davacının kontrol memuruna verdiği ifadenin aksinin kanıtlanıp kanıtlanmadığı hususu irdelenmeli ve yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ayrıntılı bir araştırma ile “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
H. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2019 tarihli ve 2019/106 Esas, 2019/533 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile … tahsis numaralı davacıya, babası … üzerinden SGK tarafından bağlanan ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
I.5 inci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 16.11.2021 tarih ve 2020/881 Esas 2021/14324 Karar sayılı kararında, “Eldeki davada ise, mahkemece bozmaya uyulmuş ise de Dairemizin son bozma ilamı sonrasında emniyetten kolluk tutanağı alındıktan sonra, bozma gereklerinin yerine getirilmesi için başkaca bir araştırma ve irdeleme yapılmaksızın 07.08.2019 tarihli tutanak ile yetinilerek, yazılı şekilde karar verildiği, oysa davacının tespit yapılan … Sitesinde oturduğu ve 12.09.2010 tarihli halk oylaması seçimlerine katıldığı, en son 04.11.2010 tarihinde ikametinin değiştiği bu adresinde, dava konusu borç işleminin tahakkuk dönemi olan 01.10.2008-26.05.2010 tarihleri arasında, bu adresteki ev sahibi …’ün, komşu olarak … ve site görevlisi olarak … isimli tespitli kişilerin beyanlarının alınması ile … sitesi site güvenlik görevlilerinin dahi işyeri sicil numaralarının davalı Kurumdan sorularak sigorta ve TC. kimlik numaralarından tespiti ve beyanlarının alınması ile … Mahalle muhtarlarının araştırılıp konu hakkında ifadelerinin belirlenmesi, sonraki … (2) Sitesi adresinden de ev sahibi … ve muhtarın beyanlarına başvurulması ile resen belirlenebilecek diğer deliller ile davalı kurumun işleminin yerindeliğinin denetlenmesi gerekleri üzerinde durulmadığı anlaşılmakta olup, davacının kontrol memuruna verdiği ifadenin aksinin kanıtlanıp kanıtlanmadığı hususu ve yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ayrıntılı bir araştırma ile “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun netlikle belirlenmesi ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
J. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bozma kararı doğrultusunda yapılan incelemede; birlikte yaşamanın tespiti bakımından Mahkemece, davacı hakkında davalı Kurumca borç tahakkuku yapılan dönem yönünden, önceki Yargıtay bozma ilamına uyulması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında, hem davacı, hem de eski eş hakkında dosya arasındaki tüm adresler bakımından her birinde, tespit edilen yakın komşulardan ayrıntılı bir kolluk araştırma yapılmak sureti ile eski eşin ne iş yaptığı ve geçimini nasıl sağladığı, davacı ve eski eşinin seçim ve medula kayıtlarında belirlenen adres bilgileri araştırıldmış, davacının kontrol memuruna verdiği ifadesi yönünden davacı asilin 30.11.2017 tarihli beyanı değerlendirilmiş, ayrıntılı bir araştırma ile “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşmediği hususu bozma ilamından sonra dinlenen kapı komşusu, ev sahipleri, mahalle muhtarı ve site görevlisi tanık beyanlarından da kuşkuya yer bırakmayacak şekilde de ispat edildiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Kurumca hazırlanan denetim raporunun aksinin ispatlanmadığını, eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla uygulanması gereken Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 ve 429 uncu maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 56 ıncı maddesi, 96 ıncı ve 59 uncu maddeleri.
2.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 56/son fıkrasıdır. Maddenin başlığı gelir ve aylık bağlanamayacak haller olup, maddeye göre; “ölen sigortalının hak sahiplerinden; … eşinden boşandığı halde eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96 ıncı madde hükümlerine göre geri alınır. “,
Madde 96 hükmüne göre “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
“..itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…”
Aynı Kanun’un 59 uncu maddesinin başlığı kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; “bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür …”, maddenin 2 inci fıkrasında “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir…” şeklinde düzenlenmiştir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.