Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2009/4564 E. 2011/22603 K. 01.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/4564
KARAR NO : 2011/22603
KARAR TARİHİ : 01.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma
HÜKÜM : 765 s.y.TCK’nun 343/1, 647 s.y. 4 ve 6. mad. ge. 3 ay erteli hapis cezasına ilişkin.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK’nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrası uyarınca da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, yerel mahkeme kararında ise, kanun yoluna başvuru süresinin ne zaman işlemeye başlayacağının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gösterilmemesi nedeniyle temyiz süresinin işlediğinden söz edilemeyeceği cihetle, sanığın hükmü yasal sürede temyiz ettiğinin kabulü gerektiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki sanığın temyiz isteminin reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın doğrudan gelir desteği almak amacıyla kendisinin suç tarihinde memur olarak çalışması nedeniyle başvuru tarihinde, emekli olduğuna, fiilen çalışmadığına, çiftçilik ile uğraştığına ilişkin belgeleri düzenleyerek İlçe Tarım Müdürlüğüne verip, hak etmediği doğrudan gelir desteğinden yararlandığının iddia olunması karşısında; suçun sübutu halinde fiilinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 504/7 (5237 sayılı TCK 158/1-e) madde ve fıkrasındaki kamu kurumu aleyhine “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait bulunduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı ise de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; değişen suç vasfına göre sanığa yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, yüklenen suç tarihi olan 11.12.2002 ‘den temyiz inceleme inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş Esas No : 2009/4564olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkında anılan suçtan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 01.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.