YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18645
KARAR NO : 2014/3381
KARAR TARİHİ : 25.02.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/34833
MAHKEMESİ : Tercan Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/12/2009
NUMARASI : 2009/71 (E) ve 2009/78 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
1- Sanığın “28.07.2005 tarihinde Ankara Keçiören Tepebaşında bulunan Özel G. Polikliğine başvurarak rahatsızlığı nedeniyle 10 günlük rapor aldığı, sonradan celp dönemi olması nedeniyle bu raporu Tercan’da bulunan ailesine gönderdiği ve Askerlik Şubesine vermelerini söylediği, ancak rapor Tercan’a ulaştığında ailesinin raporu Askerlik Şubesine vermediği, sonradan bakaya suçu nedeniyle tebligat yapıldığında Tercan’a gelerek raporu Askerlik Şubesi Başkanlığına verdiği, kesinlikle raporu 2005 yılı 10. ayda almadığı ve 7. ayda almış gibi göstermediği” yönündeki savunması, soruşturmada tanık olarak dinlenen Ö. E.’in bu savunmayı doğrulaması, Özel G. Polikliniği tarafından gönderilen 07.12.2005 ve 21.02.2006 tarihli yazı içeriklerinde sanığın hem 13.10.2005 hem de 28.07.2005 tarihlerinde muayene olduğunun bildirilmesi ve bu muayenlere ilişkin protokol defterlerinin fotokopilerinin yazıya eklenmesi, tanık olarak dinlenen doktor M. G.’in “her iki rapor ve protokol defterlerindeki yanlışlığı kendisinin yaptığı, bunlardan sadece protokol numarasının doğru olduğu tarihlerde ise sehven yanlışlık yapıldığı, yapmış olduğu yanlışlık nedeniyle hakkında Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, açılan davanın 2006/238 Esasında kayıtlı olduğu” yönündeki beyanı karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından; Özel G. Polikliniğinin yazıları arasındaki çelişkinin giderilmesi, tanık M. G. hakkında Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesinde görülen dava dosyasının getirtilerek onaylı örneğinin dosya arasına alınması, Ö. E.’in tekrar dinlenerek sanığın raporu askerlik şubesine sunması için kendisine ne zaman gönderdiği hususunun açıklığa kavuşturulmasından sonra sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu göz önüne alınarak, suça konu belgenin duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin tutanağa geçirilmesinden sonra, iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılıp tartışılmadan uygulama yapılması,
3- Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Dairemizin yerleşmiş kararlarında açıklandığı üzere, yasa metninin tekrarı gerekçe olmadığı gibi yasalarda yer alan hükümler uygulanırken gösterilen gerekçelerde çelişkiye, zafiyete düşülmemesi gerekir. Sanık hakkında hükmolunan cezanın ertelemesine ilişkin TCK’nun 51. maddesinin uygulama gerekçesinde, “tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluştuğundan” bahisle hapis cezasının ertelendiği belirtilmesine rağmen, CMK’nun 231. maddesi ile ilgili değerlendirme yapılırken, “yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmadığından” bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.02.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.