YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11825
KARAR NO : 2014/16480
KARAR TARİHİ : 14.10.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/377584
MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/03/2011
NUMARASI : 2010/652 (E) ve 2011/161 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün, 8/69 sayılı kararı ile buna uyumlu Daire kararlarında açıklandığı üzere, dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; bir kimsenin iyi niyetinden yararlanarak kandırıcı nitelikte hile ve desiselerle onu yanıltıp kendisine veya bir başkasına haksız çıkar sağlaması gerekir. Kullanılan hile ve desiseler ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu haksız bir çıkar sağlanmalı, mağdur veya bir başkasına zarar verilmelidir. Mağdur veya bir başkasına verilen zarar, sanığın hileli söz ve davranışlarından sonra ve bu nitelikteki söz ve davranışların sonucu oluşmalıdır.
Önceden oluşmuş zarar veya doğmuş bir borç için sanığın müştekiye karşı hileli davranışlarda bulunması halinde bu suç oluşmaz. Zira karşı taraf, zararın veya alacağın varlığından haberdar olup zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu oluşmamıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince, suça konu senetleri katılan A.. K..’ ın verdiği mal karşılığı sanıklardan aldığı başkaca çeklerin ödenmemesi üzerine sanıkların sonradan verdiklerinin anlaşılması karşısında, suça konu senetlerin önceden doğan bir borç için verildiği dolayısıyla “dolandırıcılık” suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı cihetle bu suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
5271 sayılı CMK’nun 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5. maddesi uyarınca 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada sanık Ö.. D..’ ın sabıkasız olması, sanık M.. D..’ın ise suç tarihi itibarıyla engel sabıkası bulunmaması nedeniyle sanıkların hukuksal durumunun belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, her iki sanık için de duruşmadaki saygılı tutum ve davranışı gözetilerek TCK’nun 62. maddesinin, sanık Ö.. D.. yönünden ise; “sanığın sabıkasız geçmişi ve suç işleme hususundaki eğilimleri nazara alınarak cezasının ertelenmesi halinde tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat oluştuğu” gerekçesiyle TCK’nun 51. maddesinin uygulanmasına rağmen; sanıkların “olumsuz kişilik özellikleri, cezanın ıslah amacı, suçun işleniş şekli ve suçun işlenmesindeki özellikler” şeklinde gerekçelerle çelişkiye neden olacak biçimde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan A.. K.. vekili ile sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.10.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.