YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11977
KARAR NO : 2015/28672
KARAR TARİHİ : 16.09.2015
Tebliğname No : 11 – 2011/355366
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/05/2011
NUMARASI : 2010/156 (E) ve 2011/418 (K)
SUÇ : Kredi kartının kötüye kullanılması, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
I- Sanık hakkında TCK’nun 245/3. maddesi uygulanarak kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın katılan bankadan kredi kartı çıkartmak ve bu kartlarla harcama yapmak şeklindeki eylemleri TCK’nun 245/2 ve aynı zamanda 245/3. maddesine uyan suçları oluşturduğundan tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına, uyulan bozmaya, uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- Sanık hakkında sahtecilik suçları ve TCK’nun 245/2. maddesinden kurulan hükümlerin incelenmesinde;
1- Sanığın, önceki beş eylemde kullandığı sahte kimlik belgelerinin ele geçirilememesi nedeniyle aldatıcı niteliklerinin tespitinin mümkün olmaması sebebiyle unsurları oluşmadığı halde sanık hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
2- Sanığın kredi kartı başvurusu sırasında imzaladığı belgelerin TCK’nun 207. maddesi kapsamında olmayıp Banka ve Kredi Kartları Kanunu’nun 37/2. maddesine uygun olduğu, sözleşme sonrasında kredi kartının basılmış ve bir kısmının da sanığa teslim edilmiş olması sebebiyle eylemlerin bütün halinde TCK’nun 245/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden ayrıca özel belgede sahtecilik suçundan da hüküm kurulması;
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.09.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, sanığın kredi kartı başvurusunda kullandığı ve imzaladığı sahte belgenin, kredi kartının sahte olarak üretilmesi nedeniyle TCK.nun 245/2. maddesine uyan suçu mu yoksa bu başvuruda bankaya sunulan ve imzalanan sahte belgeler nedeniyle eylemin TCK.nun 245/2, 43. maddelerine mümas suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği gibi yasa koyucu geçmişte yaşanan tartışmalardan da yararlanarak 212. madde ile ilgili özel bir maddi içtima kuralı getirmiştir. Bu hüküm uyarınca sahte özel veya resmi belgenin başka bir suçun işlenmesinde kullanılması halinde hem sahtecilik ve hem de ilgili suç oluşacak ve fail iki suçtan dolayı da cezalandırılacaktır. Başka bir anlatımla, sahte belge başka bir suçun işlenmesi sırasında kullanıldığında fail hem sahtecilik hem de belgenin kullanıldığı suçtan ceza tayin edilecektir. Anılan madde sahte belgenin sahtecilik dışında başka bir suçtan kullanılması durumunu ifade etmekte olup, madde anlamından sahte belgenin başka bir sahtecilik eyleminde kullanılması durumunda diğer sahtecilik suçundan da ayrıca ceza verilmesi gerekitiği sonucuna ulaşmak olanaklı değildir.
Diğer taraftan TCY.nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a-Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b-İşlenen suçların mağdurlarının aynı olması,
c-Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi lazımdır.
Konunun çözümü için mağdur kavramının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.06.2012, 15-491/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde “haksızlığa uğramış kişi” olarak tanımlamaktadır. Ceza Hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının hazırlanmasında esas olan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişlerin suçtan zarar görmeleri olanaklı ise de bunlar mağdur olamayacaklardır. Suçtan zarar gören kişi ile mağdur kavramları da aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçu işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de, suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilir. Bazı suçlarda mağdur belli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir. (Mehmet Emin Artuk/Ahmet Gökçen/A.Caner Yenidünya Ceza Hukuku Genel Hükümler 3. Bası, Ankara 2007, s. 444, İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3. Bası Ankara 2008, s.208, 211, Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuk Genel Hükümler 2. Bası, Ankara 2009, s. 146-147)
Aynı suçtan ne anlaşılması gerektiğine de değinmek, uyuşmazlığın çözümü yönünden yerinde olacaktır.
Aynı suç; 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinde, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayılır” denmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Öğretide de aynı suçtan anlaşılması gerekenin aynı suç tipi olduğu kabul edilmektedir. (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi Ankara 2008, s.316, Osman Yaşar/Hasan Tahsin Gökcan/Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunun 1. Cilt Ankara 2010, s.1213-1215, Mahmut Koca/ İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku, Genel Hükümler 2008, s. 410)
Diğer taraftan TCK.nun 245. maddesinin 2. fıkrasında, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartını üretme, satma, devretme, satın alma ve kabul etme eylemleri yaptırıma bağlanmıştır. Görüldüğü gibi bu düzenlemedeki fiillerin konusu, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan banka veya kredi kartıdır. Başka anlatımla burada sahtecilik suçunun özel bir türü olan banka veya kredi kartı sahteciliği düzenlenmektedir.
Sahtecilik suçlarında korunan hukuki yarar topluma ait varlık ve değer olan kamu güvenidir. Her iki suçun mağdurunun geniş anlamda toplumu oluşturan tüm bireyler olduğu kuşkusudur.
Bu açıklamaların ışığı altında olayımıza döndüğümüzde, sanığın yakınan bankaya sahte kimlikler kullanarak sahte kredi kartları düzenlenmesi için internet aracılığı ile başvurular yapıp, İ.. A.. sahte kimliği ile yaptığı başvuru sonucu bankaca verilen kredi kartını aldığı tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Sanığın kredi kartı başvurusu sırasında imzaladığı belgelerin ve sahte nüfus cüzdanının kül halinde TCK.nun 245/2, 43. maddelerinde düzenlenen ve zincirleme şeklinde işlenen kredi kartı sahteciliği suçunu oluşturduğu düşüncesindeyim
Bu suçların temyiz davası açılması halinde hukuksal denetimlerini yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesinin görüşleri de aynı doğrultudadır. Nitekim anılan Dairenin 12.05.2014 gün, 2013/10181 E, 2014/11999 K, 14.05.2014 gün, 2013/7838 E, 2014/12210 K, 14.05.2014 gün, 2013/11187 E, 2014/12264 K, kararları görüşümüzü destekler niteliktedir.
Sonuç: Açıkladığımız nedenlerle sanığın sahtecilik eyleminin kül halinde TCK.nun 245/2, 43. maddelerine uyan suçu oluşturacağı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun eylemin TCK.nun 245/2. maddesine uyan suçu oluşturduğu gerekçesiyle (2) nolu bozma düşüncesine karşıyım.