Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2013/8275 E. 2015/25830 K. 29.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8275
KARAR NO : 2015/25830
KARAR TARİHİ : 29.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1) Sanık hakkında, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen … ve … adına özel güvenlik görevlisi kimlik kartı ve sertifikası düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın aşamalarda ısrarla yüklenen suçu kabul etmemesi, …’ün soruşturma aşamasında, söz konusu belgeleri … aracılığıyla temin ettiğini, düzenleyen şahsı bilmediğini, …’nın ise belgelerin düzenlenmesinde kimseye aracılık etmediğini, kendi adına düzenlenen belgeleri ise … isimli şahıstan temin ettiğini ifade etmesi, kovuşturma aşamasında, belgeleri … isimli şahıstan temin ettiklerini, sanığı görmediklerini bildirerek yapılan yüzleştirmede de sanığı tanımadıklarını, belgeleri temin ettikleri kişinin sanık olmadığını beyan etmeleri karşısında, yüklenen sahtecilik suçuna ilişkin sübut delillerinin nelerden ibaret olduğu karar yerinde açıklanmadan yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
2) Sanık hakkında, dosya içinde sureti mevcut … Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2008 tarih, 2008/3999 no.lu iddianamesi ile suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak ve örgüt kapsamında zincirleme şekilde sahte resmi belge düzenlemek suçlarından cezalandırılması istemi ile Asliye Ceza mahkemesine açılan kamu davasının bulunduğu anlaşılmakla, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 gün ve 2013/11-397- 2014/202 sayılı kararında açıklandığı üzere, belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu ve fiil tarihleri de dikkate alınarak; sanığın fiillerinin her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından, belirtilen yargılamanın akıbeti araştırılıp mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, aksi halde özetinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren onaylı örneklerinin intikal ettirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
3) 5237 sayılı TCK’nun 53/3. maddesi gereğince 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden, fıkranın tamamını kapsar biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması,
4) 5271 sayılı CMK’nun 232/6. maddesine aykırı şekilde sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken uygulama maddesinin gösterilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.