Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2014/13649 E. 2015/24277 K. 26.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13649
KARAR NO : 2015/24277
KARAR TARİHİ : 26.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

I-Resmi belgede sahtecilik suçu bakımından yapılan incelemede;
1-Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, suça konu ve sahte olduğu kabul edilen senetler incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazılıp, gerekçede aldatıcılık yeteneği irdelenerek, denetime olanak verecek şekilde suça konu senet asılları dosya içerisinde bulundurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
2-5237 sayılı TCK’nun 43. maddesi uyarınca; “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup, suça konu 7 adet senedin katılana aynı anda verildiğinin anlaşılması karşısında; somut olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı ancak sahte belge sayısı ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak TCK’nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
II-Dolandırıcılık suçu bakımından yapılan incelemede;
1-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı cihetle; sanık tarafından verilen senetlerdeki kefil imzalarının sahte olduğu olayda; sanığın, katılandan satın almış olduğu eşyaların bedeli için verdiği senetleri alım satım işlemi sırasında mı yahut katılanın kefil istemesi nedeniyle sonraki bir tarihte mi verdiği hususu araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile hüküm tesisi,
Kabule göre de;
2-Dolandırıcılık suçu bakımından suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer ile suç konusunun değeri göz önüne alınarak hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin edildiği halde, ayrı bir gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasına esas alınan gün birim sayısının alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle fazla ceza tayini,
III-5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin 1.fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerinde yer alan hak yoksunluklarının hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına 26.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.