Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2014/15657 E. 2014/17577 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15657
KARAR NO : 2014/17577
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.05.2014 gün ve 2014/9796/33897 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.06.2014 gün ve KYB 2014/202951 sayılı ihbarnamesi ile;
Mühür bozma suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203/1 ve 62. maddeleri uyarınca 150 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabî tutulmasına dair Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2013 tarihli ve 2013/155 esas, 2013/632 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde,
Dosya kapsamına göre,
1- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30/10/2013 tarihli ve 2012/11480 esas, 2013/15670 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, özelleştirme uygulamaları sonucu elektrik dağıtım ve satışı işlemlerinin özel şirketlerce yapılmaya başlanması karşısında özel şirketler tarafından konulmuş mühürlerin mühür bozma suçunun konusunu oluşturmayacağı cihetle, somut olayda sanığa elektrik dağıtım hizmeti sunan şirketin suç tarihinde özelleştirme işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı araştırılmadan sanığın aleyhine olacak şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/1 ve 2. fıkrasında yer alan “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olamamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hâzinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” düzenleme karşısında, 150 gün adlî para cezasının adlî para cezasına çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5. fıkrasında “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder” şeklindeki düzenleme nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.04.2009 gün ve 2009/64 Esas, 2009/83 karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere; hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar, ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan hükümdeki hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yasa yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Bu itibarla; açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmünün tesisinden sonra temyiz incelemesine konu olabilmesi, temyiz yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ise, koşulları bulunduğu taktirde kanun yararına bozma yasa yolu ile incelenebilme olanağının mevcut oluşu ve ancak bu aşamada hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenebilecek olması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği hallerde açıklanmayan hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yasa yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmadığı cihetle, ihbarnamede yer alan bozma düşüncelerine iştirak edilmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK’nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.