YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/3011
KARAR NO : 2015/23176
KARAR TARİHİ : 06.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-İncelenmekte olan dosya ile birleştirilen … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/332 Esas sayılı dosyasına konu 10.03.2011 tarihli iddianame ile; sanığa ait olan … mahallesi … caddesi No:12 adresinde faaliyet gösteren otoparkın ruhsatsız olması nedeniyle 17.12.2008 günü mühürlenmesine rağmen 25.01.2011 tarihinde faaliyete devam ettiğinin iddia olunması, suça konu yerin, 29.07.2010 tarihli ruhsatla çalıştırılan Yıldız Kahve isimli yerin yanında bulunan otopark alanı olması, …İdare Mahkemesi’ nin 2010/1235 Esas ve 2011/45 sayılı kararı ile aynı adreste yapılan 23.09.2010 tarihli mühürleme işleminin iptaline karar verilmesi, iptal kararına konu mühürleme işleminin incelenmekte olan mühürleme işlemine dayanak teşkil eden Belediye Encümeninin 23.09.2008 gün ve 2008/2052 sayılı kararı ile yapılmış olması ve iptaline karar verilen 23.09.2010 tarihli mühürleme işleminin, suça konu mühürleme tarihi ile fek tarihi arasında kalıyor olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi suçun maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşup oluşmadığının tespiti ve anılan İdare Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a- Mahkemenin, gerekçesinde 25.01.2011 tarihli mühür bozma eylemi dolayısıyla sanığın cezalandırılmasına karar verildiğinin belirtilmesine karşın; kısa karar ile hüküm kısmında 10.03.2011 tarihli mühür bozma suçunu işlediği şeklindeki kabulü ile çelişkiye neden olunması,
b- Kanun koyucu cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından, hakimin her olayın özelliğine ve failin kişiliğine göre gerekçesini göstererek, iki sınır arasında temel cezanın belirlenmesine olanak tanımıştır. 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi ile cezanın belirlenmesinde izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konmuştur. Buna göre, somut olayda ilgili suç tanımında belirlenen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken, cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmünde gösterilen ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt veya üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek amaçlanmıştır.
Bir suçtan dolayı 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddede sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bir çok kararında açıklandığı gibi, alt ve üst sınır arasındaki cezanın belirlenmesi yetkisi kullanılırken, TCK’nun 3. maddesinde yer alan orantılılık ilkesi gözetilmeli ve “adalet ve nesafet” kurallarına bağlı kalınmalı gerekçe suçun işleniş biçimi, yasaya aykırılık derecesi, tehlikenin ağırlığı, kastın yoğunluğu, suç nedenleri, sanığın geçmişi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışları gibi ölçütler içinde dosya kapsamına uygun olmalı, takdirde yanılgıya ve zaafiyete düşülmemelidir.
17.12.2008 tarihinde yapılan mühürleme işleminden sonra 25.01.2011 tarihinde mührün kaldırıldığının tespit edilmesinden ibaret somut olayda, işlenen mühür bozma suçu neticesinde somut bir kamu zararının oluşmaması da dikkate alınarak sanık hakkında ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir sebep bulunmadığı halde, somut delillerle ilişkilendirmeksizin ve yeterli gerekçe gösterilmeden soyut gerekçelerle sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi,
c- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından şartla salıverilme tarihine, kendi üst soyu ve diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.