YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/67
KARAR NO : 2014/3976
KARAR TARİHİ : 05.03.2014
Tebliğname No : KYB – 2013/393089
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09.12.2013 gün ve 2013/18591/75163 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.12.2013 gün ve KYB.2013/393089 sayılı ihbarnamesi ile;
Nüfus cüzdanında sahtecilik suçundan sanık R.. E..’nun, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 350/1-3, 59/2 ve 81/1-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay 8 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/11/2006 tarihli ve 2004/1599 esas, 2006/502 sayılı kararına sanık tarafından yapılan temyizin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 10/05/2007 tarihli 2004/1599 esas, 2006/502 sayılı ek kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen söz konusu kararda başvuru süresinin başlangıcı konusunda “tefhim ve tebliğden itibaren” denilmek suretiyle sanığın yanıltıldığı, kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterilmediği ve sanığın cezaevinde olduğu bir tarihte 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğu ve sanığa tebliğ edilmek üzere gönderilen yazı ve kararda, bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kararı temyiz edebileceği hususunun gösterilmediği ve bu nedenle karar kesinleşmediği hâlde sanığın yokluğunda verilen karara yönelik temyiz isteminin yasal süreden sonra yapıldığından bahisle reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; “nüfus cüzdanında sahtecilik” suçundan sanık R.. E..’nun mahkumiyetine ilişkin Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2006 gün ve 2004/1599 esas 2006/502 karar sayılı hükmünün 19.04.2007 tarihinde sanık tarafından temyizi üzerine mahkemenin 10.05.2007 gün ve aynı esas nolu ek kararı ile temyiz isteminin yasal süresinden sonra yapıldığından bahisle reddine karar verildiği, dosyaya 25.02.2011 günü vekaletname sunan sanık müdafiinin de aynı günlü dilekçesinde mahkemenin 07.11.2006 gün ve 2004/1599 esas 2006/502 karar sayılı hükmünün sanığa usulsüz olarak tebliğ edilip kesinleştirilerek infaz edildiğini, sanığın temyiz hakkını kullanamaması nedeniyle mağdur olduğunu, hükmün infazının durdurularak mahkumiyet kararının yeniden kendilerine tebliğini istediği anlaşılmakla, Ermenek M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 29.01.2013 gün ve 893 sayılı yazısına göre 07.11.2006-18.12.2006 tarihleri arasında cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu belirlenen
sanığa Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2006 gün ve 2004/1599 esas 2006/502 sayılı kararının 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebliği usulsüz olup, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2006 gün ve 2004/1599 esas, 2006/502 sayılı kararına yönelik sanık tarafından yapılan vaki temyiz isteminin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 10.05.2007 gün ve 2004/1599 esas, 2006/502 sayılı ek kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın 19.04.2007 tarihli temyizinin süresinde olduğu anlaşılmakla, temyiz işlemlerinin mahkemesince takdir ve ifasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 05.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.