Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2014/8969 E. 2015/23055 K. 04.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8969
KARAR NO : 2015/23055
KARAR TARİHİ : 04.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mühürde sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olan Mahkemenin 04.07.2011 gün ve aynı sayılı ek kararı kaldırılarak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2007 gün ve 5/46-39 sayılı kararında da açıklandığı üzere, mahkemece 5271 sayılı CMUK’nun 232/6. maddesi uyarınca başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi zorunlu olup; Mahkemenin 29.01.2009 günlü kararında başvuru süresinin başlangıcı ile şeklinin gösterilmemesi nedeniyle temyiz süresinin işlediğinden söz edilemeyeceği cihetle, sanığın öğrenme üzerine 30.05.2011 tarihli temyizinin süresinde yapıldığının kabulü ile yapılan incelemede;
I) “Hırsızlık” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, polis memurlarının ihbar üzerine olay yerine geldiğini görerek, çalıntı olan aracın içerisinde bulunduğu sırada yakında bulunan apartmana kaçtığı olayda etkin pişmanlık şartlarının oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı bir sebebin bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II) “Mühürde sahtecilik” suçundan verilen karara karşı temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine: ancak;
1) Resmi evrakta sahtecilik suçlarının konusunu oluşturan belgenin, taşınabilen bir şey üzerine yazılıp da hukuki hüküm ifade eden, bir olayı kanıtlamaya yarayan, üzerinde yazıların bulunduğu nesne olduğu, 5237 sayılı TCK’nun 204. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, belgenin varlığının kabulü için mutlaka yazılı kağıdın bulunmasının
2

zorunlu olmadığı, bir metal levha üzerine yazı yazılması halinde de diğer unsurların varlığı durumunda belgeden söz edilebileceği, bu bakımdan araç plakalarının da resmi belge olarak kabulü gerekeceğinin vurgulanması karşısında, sahte oluşturulan plakanın bilerek kullanılması eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesine uyan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgı sonucu mühürde sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
2) … Cumhuriyet Başsavcılığının 01.05.2008 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında TCK’nun 204/1. maddesinin uygulanmasının istenilmesine rağmen CMK’nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden uygulama yapılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
3) 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
4) Adli emanette bulunan suça konu plakaların delil olarak dosyada saklanması ile yetinilmesi yerine ayrıca TCK’nun 54. maddesine göre müsaderesine de karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 04.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.