YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1808
KARAR NO : 2015/27252
KARAR TARİHİ : 18.06.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/70425
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 19.02.2015 gün ve 2014-4511/13368 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02.03.2015 gün ve KYB. 2015/70425 sayılı ihbarnamesi ile;
Özel belgede sahtecilik suçundan sanık A.. G..’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207/1, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulmasına dair Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/10/2013 tarihli ve 2012/1276 esas, 2013/527 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/11/2013 tarihli ve 2013/1180 değişik iş sayılı kararını müteakip, 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesindeki değişikliğin sanık lehine uyarlanması talebinin reddine ilişkin aynı mahkemenin 02/06/2014 tarihli ve 2012/1276 esas, 2013/527 sayılı ek kararına yönelik itirazın keza reddine dair mercii Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2014 tarihli ve 2014/769 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24/10/2014 tarihli ve 2012/29948 esas, 2014/17470 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükmü karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilip, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi gereğince sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği cihetle, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
5237 Sayılı TCK’nın 7. maddesinin birinci fıkrasına göre, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar. İkinci fıkrasına göre ise, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
Görüldüğü üzere, sonraki yasa nedeniyle uyarlama ancak ceza ve güvenlik tedbirine hükmedilmiş olması halinde söz konusu olmaktadır. Kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması anlamına gelen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ilk bakışta uyarlamaya konu olamayacağı kabul edilebilirse de, konunun bu kurumun hukuki niteliğine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet kararı olmadığı gibi, davayı esastan sonuçlandıran bir hüküm de değildir. Ceza Genel Kurulu’nun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında belirtildiği gibi, bu karar “koşullu bir düşme kararı” niteliğinde olup, CMK’nun 231. maddesinin 10 ve 11. fıkraları uyarınca, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, kamu davası aynı Yasanın 223. maddesi uyarınca düşürülecek, aksi halde ise açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz vaki olduğunda merciinin öncelikle, sanığa yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanıp tanımlanmadığını incelemesi gerekmektedir. 5271 Sayılı CMK’nın 231/5 fıkrasında, sanığa “yüklenen suçtan” dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğinin öngörülmüş olması karşısında; sanığa yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanması zorunludur. Bunun gibi, kanunda suç olarak tanımlanan eylemin cezası da, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları içerisinde kalmalıdır. Vasıflandırmada hata yapılmak suretiyle uygulanma imkanı bulunmayan suçlar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilmesi de merciin inceleme kapsamı içinde kabul edilmelidir. Esasen her iki inceleme bir yönüyle esasa müessir olarak kabul edilebilirse de, kanunun lafzı karşısında bu incelemenin aynı zamanda, şekli bir inceleme olduğunu söylemek mümkündür. Aksinin kabulü, kanunda suç olarak tanımlanmayan, tanımlanıp da kapsam dışında kalan eylemler için, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi ve bunun da herhangi bir incelemeye tabi tutulmaması sonucunu doğuracaktır ki, bu kanun koyucunun öngördüğü bir sonuç değildir. Bunun dışında, merciin, suçun sübutu ya da ceza miktarı itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları içerisinde kalan eylemin vasıflandırması ile ilgili bir değerlendirme yapması mümkün değildir. Zira, bu tür aykırılıklar hükmün açıklanması durumunda temyiz ya da kanun yararına bozma yasa yollarının konusunu oluşturacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanan nitelikleri gereği, kural olarak uyarlama yargılamasına konu olamayacağı, bununla birlikte, sonradan çıkartılan bir kanun ile yüklenen eylemin suç olmaktan çıkarılması durumunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının suça ilişkin koşullarından olan “yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanmış olması” koşulu ortadan kalkacağından, istisnai olarak, uyarlama yapılabileceği kabul edilmelidir. Bunun dışındaki değişiklikler ise, açıklandığı üzere, hükmün açıklanması durumunda değerlendirilebilecektir.
Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra gerçekleşen yasa değişikliğinin eylemi suç olmaktan çıkarmadığı, bu nedenle de uyarlamaya konu olamayacağı cihetle, Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02.06.2014 tarih, 2012/1276 esas, 2013/527 sayılı uyarlama kararına karşı yapılan itirazın açıklanan nedenlerle kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine dair mercii Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 02.07.2014 tarih, 2014/769 D. İş sayılı kararı usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, belirtilen konuda da kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.