Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2015/5499 E. 2016/7958 K. 30.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5499
KARAR NO : 2016/7958
KARAR TARİHİ : 30.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1-Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup suça konu plaka asılları celp edilerek belge üzerinde gözlemde bulunulup, aldatma niteliğinin ne şekilde oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, plaka asılları denetime olanak verecek şekilde dosya içinde bulundurulup; sanık …’ın savunmasında… plakalı aracın … ilinde uyuşturucu kaçakçılığı suçunda adli işlemlere konu edildiğini beyan etmesi karşısında, mükerrer yargılamanın önlenmesi bakımından bu plakalar nedeniyle … ilinde dava açılıp açılmadığı araştırılıp, açıldı ise her iki dosyanın birleştirilmesi, mümkün değil ise ilgili evrakların dosya içerisine aldırılarak, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
2-Sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, sanığın sabıkasız olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nun 231/6-a maddesinde gösterilen “kasıtlı suçtan mahkum olmama” nesnel (objektif) koşuluna aykırılık olmadığı, aynı Yasanın 231/6-c maddesinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda sanığa yüklenen suçtan dolayı herhangi bir somut zarar doğmadığı gözetilerek, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen, “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel (subjektif) koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, suçunu ikrarı, sabıkasız kişiliği, pişmanlığına göre suç işleme eğilimi, bir daha suç işlemekten çekineceği hususunda kanaat oluşması nedeniyle hakkında takdiri indirim yapılan, cezası 51. madde uyarınca ertelenen sanık hakkında “…koşulları oluşmadığından” biçimindeki yasal, yeterli olmayan, çelişkili gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3-Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesi uygulanırken, 53/3. fıkrası uyarınca yalnızca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluklarının uygulanmayacağı gözetilmeden, 53/4. maddesi uyarınca uygulama ile 53/1. maddedeki hak yoksunluklarının uygulanmaması isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.