YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11787
KARAR NO : 2016/7510
KARAR TARİHİ : 10.11.2016
Resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından sanık …’ın hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine ilişkin … 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.03.2008 tarihli hükmün, Dairemizin 05.12.2012 gün ve 2010/8592 Esas, 2012/21042 Karar sayılı ilamı ile onanmasına ilişkin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 27.10.2016 gün ve 2016/310183 sayılı yazısı ile başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin kullanılması suçuna yönelik itirazda bulunulması üzerine sanık lehine itirazda süre aranmayacağı da gözetilerek dosya itiraz konusu ile sınırlı olarak yeniden okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde olduğundan kabulü ile Dairemizin 05.12.2012 gün ve 2010/8592 Esas 2012/21042 Karar sayılı ilamının itiraz ile sınırlı bölümünün KALDIRILMASINA, karar verilerek yapılan incelemede;
TCK’nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, TCK’nun 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
TCK’nun 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
Somut olayda; Hakkında gerçek kimlik bilgileri ile başka suçlardan yakalama kararı bulunan sanığın da içinde bulunduğu aracın şüphe üzerine durdurulup kimlik bilgilerinin sorulması üzerine önce kendisini Yiğit Kar olarak tanıtması, yapılan aramada üzerinde bu kimlik bilgilerine konu sahte nüfus cüzdanının çıkması, konuşmalar sırasında gerçek kimliğinin … olduğunu, hakkındaki yakalamalar ve asker firarisi olduğundan kardeşi olan Yiğit Kar adına bu kimlik belgesini çıkardığını söylemesi ve tutanağın gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edilmiş olması ile daha sonra yapılan parmak izi araştırmasında da bu hususun doğruluğunun teyit edilmesi biçimindeki eylemde; işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyip başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, 5237 sayılı TCK’nun 268. maddesindeki suçun unsurları oluşmayacağının, yine tutanağın görevlilerce yapılan kontrol sonrasında ve gerçek kimlik bilgileri ile düzenlenmiş olması nedeniyle TCK’nun 206. maddesindeki suçun da oluşmadığının gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, verilen kararın niteliği gereği sanığın mevcut suç açısından tahliyesine, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü bulunmadığı takdirde salıverilmesi için yazı yazılmasına, 10.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.