Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/11924 E. 2016/7623 K. 17.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11924
KARAR NO : 2016/7623
KARAR TARİHİ : 17.11.2016

Resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçlarından sanık … hakkında yapılan duruşma sonunda mahkumiyetine ilişkin …2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24.03.2015 tarihli hükmün sanık tarafından temyizi üzerine aynı mahkeme tarafından süre yönünden reddine dair verilen 15.05.2015 tarihli ek kararın Dairemizin 15.09.2015 gün ve 2015/6726 Esas, 2015/28572 Karar sayılı ilamı ile onanmasına ilişkin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2016 gün ve 2016/368646 sayılı yazısı ile;
‘’Dosyanın incelenmesinde; hükmün açıklandığı 24/03/2015 tarihli duruşmaya sanığın başka suçtan dolayı hükümlü olarak bulunduğu …4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS yöntemi ile katıldığı ve hüküm fıkrasının son kısmında aynen; “Dair, sanığın yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, yüzüne karşı karar verilenler açısından tefhim, yokluğunda karar verilenler açısından kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da tutanağa geçirilmek sureti ile mahkememiz zabıt katibine yapılacak beyanla ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ceza Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay’a TEMYİZ yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/03/2015” yazılı olduğu, sanığın 24/04/2015 tarihli temyiz dilekçesi ile hükümleri temyiz etmiş olduğu anlaşılmıştır.
1982 Anayasası’nın 40/2 maddesinde yer alan; (Ek fıkra: 03/10/2001 – 4709 S.K./16. md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” şeklindeki, 5271 sayılı CMK.nun 263. maddesinde yer alan;
(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.
(2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.
(3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.
(4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.” şeklindeki yasal düzenlemeler, aynı Yasanın 34.maddesinde yer alan; (2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” şeklindeki yasal düzenleme ile 231. maddesinde yer alan; Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.” şeklindeki, yasal düzenleme, 5271 sayılı CMK.nun 232. maddesinde yer alan; “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklindeki yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; hükmün açıklandığı 24/03/2015 tarihli duruşmaya sanığın başka suçtan dolayı hükümlü olarak bulunduğu …4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS yöntemi ile katılmış olması nedeniyle; mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına; 5271 sayılı CMK.nun 263/1. maddesi gereğince Cezaevinde bulunan sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğinin de yazılması ve bu hususunda tefhim edilmesi gerektiği halde bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış ve tefhim edilmemiş olması nedeniyle; sanığın temyiz süresinin hükmün tefhim tarihi olan 24/03/2015 tarihinde başlamıyacağı, sanığın temyiz dilekçesinin tarihi olan 24/04/2015 tarihinin sanığın hükmü öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği dolayısıyla sanığın öğrenme üzerine ve yasal süre içinde hükümleri 24/04/2015 tarihinde temyiz etmiş olduğundan; sanığın temyiz isteğinin süre yönünden reddine ilişkin …2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15/05/2015 tarih ve 2014/540 Esas, 2015/329 Karar sayılı ek kararının kaldırılarak ve sanığın temyiz isteğinin esastan incelenerek sanık hakkında verilen kararın düzeltilerek onanmasına” karar verilmesi şeklinde itirazda bulunulması üzerine sanık lehine itirazda süre aranmayacağı da gözetilerek dosya yeniden okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde olduğundan kabulü ile Dairemizin 15.09.2015 gün ve 2015/6726 Esas 2015/28572 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
Başka suçtan dolayı hükümlü olarak bulunduğu …4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS yöntemi ile hüküm duruşmasına katılan sanığın yüzüne karşı verilen kararın hüküm fıkrasına; 5271 sayılı CMK.nun 263/1 maddesi gereğince “cezaevinde bulunan sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceği” hususunun yazılmadığı cihetle; sanığın öğrenme üzerine verdiği temyiz dilekçesinin süresinde kabul edilerek ve sanığın temyiz isteğinin süre yönünden reddine ilişkin …2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15/05/2015 tarih ve 2014/540 Esas, 2015/329 Karar sayılı ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi, suça konu belge hakkında mahalinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin kullanılması suretyile iftira suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak ‘suçundan yapılan operasyon sırasında yakalanan ve görevli polis memurlarınca tanınan sanığın kolluk tarafından yapılan kimlik kontrolünde kimliği olmadığını ve adının … olduğunu beyan etmesine müteakip evinde yapılan usulüne uygun aramada kendi resmi bulunan kardeşi … adına düzenlenmiş suça konu sahte nüfus cüzdanının ele geçirildiği, ancak kolluk görevlilerinin sanığı yakaladıklarında gerçek kimliğini önceden bilmeleri nedeniyle hakkındaki bütün adli işlemlerin gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı olayda, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemediği, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği ve 5237 sayılı TCK’nun 268. maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.