YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5443
KARAR NO : 2018/10010
KARAR TARİHİ : 06.12.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve beraat
I-Sanık hakkında defter ve belgeleri ibraz etmemek suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 5560 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca temyizi mümkün olmayıp itiraz yasa yoluna tabi olduğundan, sanığın temyiz talebinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile merciinde incelenmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
II-Sanık hakkında 2008 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin, 2009 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik ise sanığın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
1-Sanığın 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenlediği iddiasıyla cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, sanığın 2008 takvim yılında sahte fatura düzenlemek eylemi nedeniyle beraat, 2009 takvim yılında sahte fatura düzenlemek eylemi nedeniyle mahkumiyet kararı verilmiş ise de, sanığın savunmasında suçlamaları kabul etmediği,… isimli şahsın rızasını alıp kendisini de sigortalı yapacağını söyleyerek adına işyeri açtığını, adı geçenin adına sahte fatura düzenlediğini öğrendiğinde şikayette bulunduğunu ve işyerinin kapatılmasını istediğini beyan etmesi, dosyanın incelenmesinde, sanığın vergi dairesine verdiği 29.03.2009 tarihli dilekçesinde ”işsiz olduğunu, dükkan açıp iş vereceğini söyleyen bir şahıs tarafından adına işyeri açıldığını, daha sonra bu kişi ile irtibatının kesildiğini, elinde işyeri ile ilgili herhangi bir belgenin olmadığını, faturaların ve belgelerin şahıslar tarafından kullanıldığını, bu işleri yapanın… olduğunu ve mükellefiyet kaydının 02.02.2009 tarihi itibariyle kapatılmasını istediğini” belirtmesi, sanığın bu dilekçesi üzerine 02.02.2009 tarihinde mükellefiyetin terkin edilmesi, yapılan araştırmada… isimli şahsın 22.05.2010 tarihinde vefat ettiğinin belirlenmesi, 2009 takvim yılına ait 8 adet fatura üzerinde yer alan yazı ve imzaların sanığın ve adı geçen…’nın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi, vergi inceleme raporunda faturaları kullanan üç ayrı mükellefin faturaları ve faturalara konu malları …’nın satış elemanı olduğunu söyleyen kişilerden aldıklarını, bir mükellefin ise sanığı tanımadığını, faturaları ve malları seyyar satıcılardan aldığını ifade etmeleri ve sanığın vergi dairesine kapanış dilekçesini verdikten sonra dahi fatura düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, Ba bildirimleri ile özellikle çok sayıda fatura karşılığı sanıktan mal aldıklarını beyan eden mükellefler tespit edilerek gerekirse sanıkla yüzleştirilmek suretiyle suça konu faturaları kimden hangi hukuki ilişkiye istinaden aldıkları, sanığı ve… isimli şahsı tanıyıp tanımadıkları sorulmak suretiyle, toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip yukarıda belirtilen hususlarda dikkate alınmak suretiyle sanığın suç kastının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve suçun subuta erdiğinin kabulü halinde ise sanığın 2008/Kasım ve Aralık döneminde matrahlı KDV beyannamesi vermesi nedeniyle fatura düzenlediği gözetilerek anılan takvim yılı için mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
2-Kabul ve uygulamaya göre de;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.12.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.