YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6097
KARAR NO : 2016/7340
KARAR TARİHİ : 02.11.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanıklar hakkında 2008-2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; sanıkların suçlamayı kabul etmeyerek, … isimli şahsın kendilerine kuracağı şirkette temizlik,yemek ve sair işlerde çalışmaları için teklif getirdiğini, inanarak kimliklerini verdiklerini, noterde imzalar attıklarını, bu işlemlerden sonra … ve yanındakilere bir daha ulaşamadıklarını, şirketten ve faturalardan haberleri olmadığını, hiç fatura düzenlemediklerini, nasıl düzenleneceğini dahi bilmediklerini savunmaları, …’ın tanık olarak tespit edilen anlatımında, … piyasasında sahte şirket işlerini yapan kişinin … isimli şahıs olduğunu, başkaları adına şirket kurup sahte fatura işi yaptığını, bir ara sanık …’un da …’nin adına yedi,sekiz şirket kurduğunu söylediğini ancak bu olaylarla kendisinin ilgisinin olmadığını, sanıklarla … arasında aracılık da yapmadığını, şirketi nasıl kurduklarını ve ne yaptıklarını bilmediğini beyan etmesi, dosya içerisinde sadece 2008 takvim yılına ait fatura bulunması, 2009 takvim yılına ait fatura bulunmaması, sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için; 2009 takvim yılına ait suça konu fatura asıllarından da kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulmasından sonra incelenerek, Kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, … isimli şahsın tanık sıfatıyla beyanına başvurularak, sanıklar ile … ve … hakkında Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan açılmış başkaca kamu davaları bulunup bulunmadığı araştırılarak, dava dosyaları celp edilip incelenerek özetlerinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi,suça konu faturaları kullanan şahıs ve şirket yetkilileri dinlenerek faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıkları konusunda beyanlarının alınması, gerektiğinde faturalar üzerindeki yazı ve imzaların sanıkların eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu da aldırıldıktan sonra toplanan tüm delillere göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,yasaya aykırı,
2. Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluklarının sanığın kendi alt soyu dışındakiler için de hapis cezasının infazı tamamlanana kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ile sanık …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA , 02.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.