YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6442
KARAR NO : 2016/7555
KARAR TARİHİ : 14.11.2016
Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda; mahkumiyetine ilişkin … 13. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.10.2012 tarihli hükmün Dairemizin 22.02.2016 gün ve 2014/11039 esas, 2016/1384 sayılı onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.03.2016 gün ve KD-2013/11841 sayılı yazı ile sanık lehine itiraz edilmekle Dairemize gönderilen dosya incelendi; Dairemizin 22.02.2016 gün ve 2014/11039 Esas-2016/1384 Karar sayılı “Onama” kararının kaldırılmasına karar verilip gereği görüşüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın suça konu çeki sahteliğini bilerek kullandığı iddia ve kabul edilen olayda, sanık müdafiinin 28.03.2016 tarihli dilekçesinde, katılan adına düzenlenen bir başka çek nedeniyle sanığın … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/307 esas sayılı dava dosyası bulunduğunu belirtip bir kısım belgeleri ibraz etmesi karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 gün ve 2013/11-397-2014/202 sayılı kararında açıklandığı üzere, belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu ve fiil tarihleri de dikkate alınarak; sanığın fiillerinin her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından, mümkünse … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/307 esas sayılı dosyasının mevcut dava ile birleştirilmesi, aksi halde özetinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren onaylı örneklerinin dosya içerisine alınmasından sonra eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediği değerlendirilip, bu husus kararda açıklanıp tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı,
2- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 14.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.