Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/6505 E. 2016/7318 K. 02.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6505
KARAR NO : 2016/7318
KARAR TARİHİ : 02.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Sanık … hakkında:Mahkumiyet Sanıklar …, … hakkında:Beraat

I- Sanıklar … ve …’un diğer sanık … hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar … ve …’un diğer sanık …’ya yüklenen suçtan doğrudan zarar görmedikleri ve kamu davasına katılma haklarının bulunmadığı, hükmü temyiz etme yetkileri olmadığı cihetle, vaki temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Sanıklar … ve … hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamada, sanıklara yüklenen sahte fatura kullanmak suçunun, 213 sayılı VUK’nun 359/b-1 maddesinde öngörülen cezanın miktarına göre tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e maddesinde öngörülen dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanıkların sorgularının yapıldığı 13.11.2007 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e ve CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
III- Sanık … hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
1- Sanık hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura kullandığı iddiası ile açılan davada; faturaları düzenleyen firmalar hakkında vergi tekniği raporlarının bulunduğu anlaşılmakla; karşıt inceleme raporlarının dosyaya getirtilmesi ve bu kişi ya da firmalar hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan dava açılıp açılmadığı, açılmışsa akibeti araştırılıp bu dava ile birleştirilmesi, aksi halde dava dosyaları celp edilip incelenerek özetinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren ve sahteliği belirleyen delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, gerektiğinde faturaları düzenleyen mükellefler ile sanığa ait defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, faturaların gerçek alım satım karşılığı olup olmadığının, mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile faturaları düzenleyen mükellefin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoğu olup olmadığı da araştırılarak toplanan tüm deliller değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2- 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesine göre “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği; somut olayda sanığın 2005 takvim yılı içinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura kullanmasına karşın hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
3- Hapis cezasının kanuni sonucu olan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden karar verilmesi,
4- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 2008/250-13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK.nun 231/6-c madde ve bendinde işaret olunan, zarar kavramının kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, vergi zıyaının ödenip ödenmediğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı cihetle; işlenen suç nedeniyle ne gibi bir zarar olduğunun araştırılıp açıkça karar yerinde gösterilmesi gerekirken, kamu zararının giderilmediği gerekçesiyle CMK’nun 231. maddesinin uygulanmaması,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.