YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8273
KARAR NO : 2016/7191
KARAR TARİHİ : 26.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 Sayılı Kanununa Aykırılık
HÜKÜM : 1- Sanıklar … ve … ( …) hakkında 2002 ve 2003 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan açılan kamu davalarının düşürülmesi
2- Sanık … hakkında 2003 ve 2004 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan açılan kamu davasının düşürülmesi
3- Sanık … hakkında; 2003 ve 2004 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan açılan kamu davasının düşürülmesi
4- Sanık …’ün üzerine atılı 2004 ve 2005 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan beraatine,
5- Sanık …’ın üzerine atılı 2003, 2004, 2005 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan beraatine,
6- Sanıklar … ve …’in 2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan mahkumiyet
I- Sanıklar …, … hakkında 2002, 2003 ; sanıklar …, … hakkında 2003, 2004 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçlarından verilen düşme kararları ile sanık … hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık … bakımından, elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı; diğer sanıklar bakımından ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “sahte fatura düzenlemek” suçlarında ise yasada öngörülen cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçların işlendiği tarihlerden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında 2003, 2004; sanık … hakkında ise 2003 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçlarından verilen beraat kararlarına ilişen temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri uyarınca; sanıklara yüklenen suçların yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihlerden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı; katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
III-Sanıklar …, … ve … hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçlarından verilen kararlara ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
1-Aldırılan bilirkişi raporu ile şirket hisselerinin devrine dair noterde yapılan sözleşme ve ekindeki vekaletnamedeki imzanın sanık …’e ait olduğunun tespit edilmesi karşısında, devrin ticaret siciline işletilmemesinin hukuki sormluluğu ortadan kaldırmayacağı cihetle hatalı gerekçe ile yazılı şekilde beraatine hükmolunması;
2-Sanıklar üzerine atılı suçun oluşabilmesi için sahte faturaların 213 sayılı VUK’nun 230. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği aksi takdirde ilgili kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı ve sanıkların ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin düzenlediği iddia olunan faturaların asılları veya onaylı örneklerinin dosya içerisinde bulunmaması karşısında; sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin düzenlenen son fatura tarihi olduğu cihetle 2005 takvim yılında düzenlendiği iddia olunan sahte faturanın dava zamanaşımı yönünden önemli olduğu da nazara alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi bakımından; fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulduktan sonra, yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediği incelenerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
3-5271 sayılı CMK’nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, 06.06.2007 tarihli iddianame ile açılan davada sanık … hakkında 2003, 2004 takvim yıllarında ortak olduğundan bahisle ve 359/b-1 maddesinin 2 kez uygulanması istemi ile açılan davada; 2005 takvim yılı bakımından mahkumiyetine karar verildiği cihetle iddianame dışına çıkılarak dava konusu olmayan fiilden dolayı yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
4-Aynı takvim yılında birden fazla fatura düzenlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini, yasaya aykırı,
5-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … müdafi ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar …, …’in sonuç ceza miktarı açısından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 26.10.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.