Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/8837 E. 2016/7823 K. 24.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8837
KARAR NO : 2016/7823
KARAR TARİHİ : 24.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Sanık hakkında defter ve belge ibraz etmemek ve 2007, 2008 takvim yıllarında işlenen suçtan; mahkumiyet Sanık hakkında 2005, 2006 takvim yıllarında işlenen suçtan; beraat

1- Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçundan verilen hükme yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
17.04.2010 tarihli Vergi Suçu Raporuna atıfta bulunularak verilen dava şartı olan “mütalaa”nın sahte fatura düzenlemek suçuna ilişkin olduğu; 15.09.2010 tarihli iddianame ile mütalaa konusu yapılmayan “defter ve belge ibraz etmemek” suçundan kamu davası açıldığı cihetle; yargılama koşulu olan mütalaa bulunmadığından durma kararı verilip ilgili vergi dairesinden “defter ve belge ibraz etmemek” suçundan mütalaa verilip verilmeyeceğinin sorulup, verilmeyeceğinin anlaşılması durumunda davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekeceği gözetilmeden ” defter ve belge ibraz etmemek” suçundan yazılı şekilde karar verilmesi,
2- 2005, 2006, 2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
…Tic. Ltd. Şti ortağı ve yetkilisi olan sanığın, 2003 yılında Belediye Emekliler Dayanışma Derneğinde çaycı olarak çalışmakta iken dernek başkanının arkadaşı olan tanıdığı … isimli şahsın kendisini şirket müdürü yapacağını söylemesi üzerine notere gittiklerini ve bazı belgeler imzaladığını, ancak şirketin adı, faaliyeti konusunda hiçbir bilgisi olmadığını savunması, sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için; suça konu faturalardan her yıl için birkaçının asılları veya onaylı suretleri getirtilip incelenerek, kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadıklarının tespit edilmesinden sonra, suça konu faturaları kullanan şirket yetkililerinin faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıklarının sorulması, sanığın savunmasında geçen … ile hisselerini sanığa devreden … ile şirketin diğer ortakları İsmet … ve …n beyanlarının alınarak gerektiğinde, şirket adına düzenlenen belgelerdeki sanığa atfen atılan imzalar ile faturalar üzerindeki imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu da alınarak sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı,
3- Kabule göre;
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.