YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/969
KARAR NO : 2016/1659
KARAR TARİHİ : 29.02.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, bedelsiz senedi kullanmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
I) Resmi belgede sahtecilik suçu bakımından verilen hükmün incelenmesinde;
1) Heyetimiz tarafından belge aslı üzerinde yapılan gözlemde, suça konu çekin keşide tarihinin son rakamının 9 olarak tahrif edilerek değiştirildiğinin açıkça görüldüğünün ve bu düzeltmeye ilişkin paraf bulunmadığının tespit edilmesi karşısında belgede yapılan sahteciliğin ilk bakışta anlaşıldığı bu nedenle aldatma niteliği bulunmadığı ve suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine belgenin iğfal özelliğinin olduğundan bahisle yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesi,
2) Kabule göre; Mahkûm olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında; TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı maddenin 1. fıkrasının c bendindeki hak yoksunluğunun uygulanamayacağı gözetilmemesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
II) Bedelsiz senedi kullanma suçu bakımdan verilen hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1) Bedelsiz senedi kullanma suçu nedeniyle yapılan uygulamada hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, yasaya aykırı,
2) Sanığın adli sicil kaydında yer alan 3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesi uyarınca verilen mahkumiyete ilişkin eylemlerinin, 31.01.2012 tarih ve 28193 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereğince idari yaptırıma dönüştüğü cihetle, adli sicil kaydında yazılı ilamların silinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği de araştırılarak ve hapis cezasının ertelenmesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sonuçlarının daha lehe olduğu da gözetilerek, 5271 sayılı CMK’nun 231 ve TCK’nun 7/2. maddeleri gereğince, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilip verilmeyeceği hususunun yeniden takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 29.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.