YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10002
KARAR NO : 2021/5697
KARAR TARİHİ : 21.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Katılan vekilinin 22/05/2014 havale tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından; sanıkların temyiz taleplerine hasren yapılan incelemede;
A)“2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme“ suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesi:
Sanıklara yüklenen suçun Kanun’daki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
B)“2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme“ suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesi:
… Tic. Ltd. Şti.’nin ortakları olan sanıklar hakkında, “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenledikleri” iddiasıyla açılan kamu davasında; sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında, … isimli kişinin iş bulma vaadiyle kendilerini notere götürerek bir takım evraklar imzalattığını, şirket işleriyle ilgilenmediklerini, sahte fatura düzenlemediklerini beyan etmeleri; dosyada suretleri mevcut 25/09/2008 ve 01/10/2009 tarihli yoklama fişlerinin şirket vekili sıfatıyla … isimli kişi tarafından imzalanması ve bu yoklama fişlerinde şirket muhasebecisinin … olarak belirtilmesi, buna karşın vergi müfettişi tarafından muhasebeci olarak …’ın ifadesine başvurulması ve bu muhasebecinin de şirket ortaklarını hiç görmediğini, … isimli kişiyle muhatap olduğunu söylemesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
1-İlgili vergi dairesinden ve faturaları kullanan mükelleflerden de araştırılmak suretiyle fatura asıllarının ve belge basım formlarının temin edilmesi, …, … ve …’ın açık kimlik bilgilerinin tespiti ile CMK’nin 46/1-c ve 48. maddeleri uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık olarak dinlenmeleri, …’e verilen bir vekaletname olup olmadığının araştırılması, faturalardaki ve diğer belgelerdeki yazı ve imzaların sanıklara, duruşmada tanık olarak beyanına başvurulan …’a ve …’e ait olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
2-Fatura ve diğer belgelerdeki yazı ve imzaların sanıklara ya da belirtilen kişilere ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
a)Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b)Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
c)Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişiler, tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanıkları tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
3-Başka suçtan Ankara 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde hükümlü bulunan ve duruşmadan vareste tutulma talebi bulunmayan sanık …’in, hükmün tefhim olunduğu duruşmaya bizzat veya SEGBİS yoluyla katılımı sağlanmadan, yokluğunda mahkûmiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak bu sanık yönünden savunma hakkının kısıtlanması,
4-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 21/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.