YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10662
KARAR NO : 2021/12771
KARAR TARİHİ : 16.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : 1-Sahte fatura düzenleme
2-Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
1) Sanık … hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesi:
213 sayılı VUK’nin 139. maddesine göre; vergi incelemeleri, esas itibarıyla incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin iş yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir. İş yeri faal olan mükelleflere, defter ve belgelerin vergi dairesine getirilmesi için yapılan tebligatlar usulüne uygun olmadığından suçun unsurları oluşmayacaktır. Somut olayda, vergi denetmeni tarafından defter ve belgeleri ibraz etmesi için çıkartılan tebligatın, 14.06.2010 tarihinde sanığın ikametgah adresinde eşine tebliğ edildiği, ancak faaliyetin devam edip etmediği hususunun belirlenmediği ve incelemenin dairede yapılmasını gerektiren nedenler tespit edilmediği için, defter ve belgelerin incelenmek üzere ibraz edilmek üzere denetmenlik adresine getirilmesi istenerek sürecin mükellef aleyhine tersine çevrilmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından, suç tarihinde şirketin hesaplarının dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı VUK’nin 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden belirlenip belirlenmediğinin, iş yerinde faaliyetin devam edip etmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, iş yeri dışında inceleme yapılmasına ilişkin bir tespit varsa belgesinin istenmesi, aksi takdirde yapılan tebligatın hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
2) Sanıklar hakkında 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıkların temyiz taleplerinin incelenmesi:
2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan açılan kamu davasında, sanıkların suçlamaları kabul etmeyerek sahte fatura düzenlemediklerini, yurt dışına fırıncı olarak gitmek için soy isimlerini bilmedikleri ve sonradan sahte isim kullandıklarını öğrendikleri … ve … isimli kişilerin kendilerine noterde bazı evraklar imzalattıklarını, sahte fatura düzenlemediklerini savunmaları karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; sahte fatura düzenleme suçunda suçun failinin herkes olabileceği, suçta ve cezada şahsilik prensibi gereği esas amacın suçun şeklî sorumlusu olan kanuni temsilcilerin değil, suçun ayrıntılarını bilen ve oluşumunda rolü olan failleri cezalandırmak olması nedeniyle bu suça iştirak edilmesinin mümkün olması da dikkate alınarak, sanıkların 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçuna iştiraki ve maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
a)Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan 2009 ve 2010 takvim yılına ait faturaların asıllarının, bu faturaları kullanan mükelleflerden veya bu mükelleflerin ve sanıkların ortağı olduğu şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmak suretiyle, getirtilip sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kendilerine ait olmadığını söylemeleri hâlinde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
b)Faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ait olmadığının anlaşılması halinde ise; faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanıkları tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanıkların bir iştiraki bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması yasaya aykırı,
3)Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 16.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.