Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/12836 E. 2021/10160 K. 10.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/12836
KARAR NO : 2021/10160
KARAR TARİHİ : 10.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme, anlaşmalı matbaa dışında basılan belgeleri kullanma

Sanığın yokluğunda verilen hükmün, sorgusunda beyan ettiği adresi ile aynı olan MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi uyarınca tebliğ edildiği; ancak dosya arasında mevcut tebligat parçasında muhatabın işte olduğu bilgisini veren komşunun ismine ve imzasına veya imzadan imtina ettiğine dair şerhe yer verilmediği gibi haber kağıdının kapıya yapıştırıldığına dair şerh düşülmediği anlaşılmakla, sanığın temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
A)”2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında defter, kayıt ve belgeleri gizleme” ile “2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında anlaşmalı matbaa dışında basılan belgeleri kullanma” suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin; “2006 takvim yılında defter, kayıt ve belgeleri gizleme” ile “2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ve katılan vekilinin; “2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik ise sanığın temyizinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen “2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında defter, kayıt ve belgeleri gizleme” ile “2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında anlaşmalı matbaa dışında basılan belgeleri kullanma” suçlarının Kanundaki cezalarının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 26/09/2012 tarihinden; sanığa yüklenen “2006 takvim yılında defter, kayıt ve belgeleri gizleme” ile “2006, 2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarının Kanundaki cezalarının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımları nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B)”2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyizinin incelenmesinde;
Sanık hakkında “2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme“ suçundan açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, suçlamaları kabul etmediği, … isimli arkadaşının maliye ile sorunları olduğundan işyeri açamadığını, bu nedenle senin adına iş yeri açmak istiyorum dediğini ve kendisinin bunu kabul ettiğini, adına sahte faturalar düzenlendiğini sonradan öğrendiğini ancak …’ın ortağı olan … ve oğlu … tarafından tehdit edildiği için şikayetçi olamadığını beyan ettiği dosya kapsamından anlaşılmakla, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
1)Vergi raporlarında, 2009 takvim yılında BA formuyla mükellef şirketten mal aldığını bildiren bir mükellef bulunduğu belirtilmesine rağmen, rapor içeriklerinde mükellef şirket tarafından düzenlenen fatura tarihlerinin bulunmaması, sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin düzenlenen en son faturaya göre tespit edilmesinin gerekmesi karşısında; suça konu faturalar vergi dairesinden, mümkün olmaması halinde faturaları kullanan mükelleften temin edilerek suç tarihi tespit edilip, suç tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılması halinde, suça konu iki fatura sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını ve … veya ortağı …’e ait olduğunu söylemesi halinde; ismi bildirilen kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile tanık olarak çağrılması, duruşmada çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra faturalar gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması,
2)Tanıkların da faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını söylemeleri halinde sanık ve tanıklardan temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
3)Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ya da tanıklara ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
a)Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b)Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
c)Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı,
4)Kabule göre de;5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 10/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.