YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/14390
KARAR NO : 2017/7255
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine karşı sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hüküm fıkrasında “2005/60 karar” şeklinde yanlış yazılan tekerrüre esas alınan ilamın karar numarasının 2008/60 olarak mahallinde düzeltilmesi; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezaları artırıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine karşı sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen “dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarının, dosya kapsamına göre resmi belgede sahtecilik suçundan önce işlendiği ve bu nedenle birlikte işlenmediği anlaşıldığından; hükümden sonra, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazate’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 34. maddesiyle değişik CMUK’nın 253. maddesi uyarınca, atılı suçların uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle, taraflara usulüne uygun olarak uzlaşma önerisinde bulunulup, sonucuna göre hüküm kurulması zorunluluğunun bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.