YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/185
KARAR NO : 2017/349
KARAR TARİHİ : 18.01.2017
Kredi kartının kötüye kullanılması suçuna teşebbüsten sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda; mahkumiyetine ilişkin İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince (Kapatılan Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi) verilen 10 Ay Hapis ve 1.666 TL Adli Para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 05.05.2011 tarihli hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.01.2012 gün ve 2011/11568 Esas-2012/89 sayılı onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.01.2017 gün ve KD-2016/338319 sayılı yazı ile 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca sanık lehine itiraz edilmekle Dairemize gönderilen dosya incelendi:
İtiraz nedenlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla, itirazın kabulüne, Dairemizin 09.01.2012 gün ve 2011/11568 Esas-2012/89 sayılı “Onama” kararının kaldırılmasına karar verilip gereği görüşüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 37/2. maddesinde yer alan “kredi kartı veya üye iş yeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” şeklindeki düzenlemenin sözleşmenin imzalanmasını da kapsayacak aşamaya kadar uygulanabileceği, kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra kartın üretilmesi halinde 5237 sayılı TCK.nın 245/2, sahte üretilen bu kartın kullanılarak menfaat temin edilmesi halinde ise 245/3. maddesine temas eden suçu oluşturacağı, somut olayda ;sözleşme imzalanıp kredi kartı düzenlenmeden önce sanığın sahte kimlik bilgileri ile başvurduğunun anlaşılması karşısında; eylemin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 37/2. maddesinde yer alan suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre mevcut suç açısından sanık hakkında infazın durdurulmasına tahliyesine ve başka suçtan tutuklu ya da hükümlü bulunmadığı takdirde salıverilmesi için yazı yazılmasına, 18.01.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.