YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4368
KARAR NO : 2018/252
KARAR TARİHİ : 15.01.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Sanıklar hakkında sahte motorlu taşıt sürücü sertifikası ve sahte ortaokul diploması düzenlendikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, suça konu belge asıllarının dosyada mevcut olmayıp, yalnızca fotokopilerinin bulunması ve sahteciliğin ne şekilde gerçekleştirildiğinin anlaşılamaması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan belgenin aldatıcı nitelikte bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği, belgelerde yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini mahkemeye ait olduğu cihetle; suça konu belge asıllarının duruşmaya getirtilip incelenmek sureti ile özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatma niteliğinin ne şekilde oluştuğunun karar yerinde tartışılması, belgelerin denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a) 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde, “değişik zamanlarda” ibaresi yer aldığından, aynı zamanda ve aynı kişiye karşı işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı cihetle; dosya kapsamından, aynı zamanda ele geçirilen suça konu belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiklerine ilişkin bir delilin bulunmadığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç koşullarının oluşmadığı, eylemin bir bütün olarak tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, ancak belge sayısının TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın tayininde nazara alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.