YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/5747
KARAR NO : 2017/8121
KARAR TARİHİ : 23.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
A-Sanığın yetkilisi olduğu şirketin …. menşeili bir şirketten balık unu ithalatı sırasında geçerlilik süresi 29.06.2012 olan orijinal belgede geçerlilik süresi 29.12.2012 tarihine kadar uzatılmış gibi tahrifat yapılarak ve sahte olarak mühürlenmiş sağlık sertifikasını ibraz ederek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia olunduğu olayda; katılanın 11.03.2013 tarihli şikayet dilekçesinde sağlık sertifikasına geçerlilik süresini gösteren iki tarihin birlikte bulunduğu sahte olup belgenin 29.12.2012 tarihine kadar geçerli olduğunu belirten mührün farklı renkte ikinci bir mühür olması ve mührün üzerinde farklı bir kalem ile ve el yazısı ile yazılmış “….” ibaresinin yer aldığı ve ibarenin bulunduğu yerde bunu yazan kişiye ait herhangi bir kaşe ya da parafın bulunmaması nedeniyle belgenin sıhhatı ve geçerliliğinden şüphe edildiğinin belirtilmesi karşısında, belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, suça konu sağlık sertifikasının aslı duruşmaya getirtilerek aldatıcılık niteliği hususunda incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve gerekçeli kararda belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı tartışılmadan sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
B-Kabule göre de;
1-Mahkemenin gerekçeli kararında sanığın kasıtlı suçtan mahkumiyeti nedeni ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermesi, sanığın adli sicil kaydında daha önce Mersin 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/06/2009 tarih ve 2008/449 Esas, 2009/786 Karar sayılı ilamı kapsamında, 3.000 TL adli para cezasına mahkum edilmesi, mahkumiyetin TCK’nın 106/1-1 maddesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması, sanık müdafiinin temyiz aşamasında sunduğu 07.11.2017 havale tarihli dilekçesi ve eklerinde sanık hakkındaki tehdit suçuna ilişkin bu ilamın suçun uzlaşma kapamına alınması nedeniyle infazının durudurulduğunu bildirmesi ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253/1. maddesi uyarınca, 5237 sayılı TCK’nın 106/1-1 maddesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması karşısında; TCK’nın 7/2. maddesindeki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, sanık hakkında uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığının mahkemesinden sorulmasından sonra, sonucuna göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğuna hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.