YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/8887
KARAR NO : 2021/8527
KARAR TARİHİ : 14.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
A)2008 takvim yılında sahte fatura düzeleme suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın temyizinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, en aleyhe kabulle 31.12.2008 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B)2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın temyizinin incelenmesine gelince;
1)Sanık hakkında 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından açılan kamu davasında, vergi suçu ve ekindeki raporlarda, sanığın ortak ve yetkilisi olduğu şirketin sahte faturalar düzenlediği, şirketin muhasebe işlerini yürüten … hakkında 7 tane sorumluluk raporu düzenlendiği, sanığın savunmalarında 2008 yılının başlarına doğru mükellefiyet kurduğunu ancak 2008 yılının 5. ayından itibaren cezaevinde olduğunu ve sahte belge düzenlemediğini, işlerle bir ilgisi olmadığını, cezaevinde bulunduğu sürelerin incelenmesini talep ettiği, UYAP üzerinden yapılan incelemede sanığın 05.05.2009 tarihinden itibaren halen cezaevinde olduğunun anlaşılması karşısında, sahte fatura düzenleme suçunda suçun failinin herkes olabileceği, suçta ve cezada şahsilik prensibi gereği esas amacın suçun şeklî sorumlusu olan kanuni temsilcilerin değil, suçun ayrıntılarını bilen ve oluşumunda rolü olan failleri cezalandırmak olması nedeniyle bu suça iştirak edilmesinin mümkün olması da dikkate alınarak, sanığın 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarına iştiraki ve maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
a)Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan 2009 ve 2010 takvim yıllarına ait faturaların asıllarının, bu faturaları kullanan mükelleflerden veya bu mükelleflerin ve sanığın ortağı olduğu şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmak suretiyle, getirtilip sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylemesi hâlinde; sanığın ve muhasebecisi … yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanık ve muhasebecisine ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
b)Suça konu faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak, tanık sıfatıyla dinlenmeleri; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması,yasaya aykırı,
2)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.