YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/9010
KARAR NO : 2021/5837
KARAR TARİHİ : 23.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenlemek ve kullanmak
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Sanık … hakkında, 2008, 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek ve kullanmak suçlarından beraat hükümleri kurulduğu, katılan vekilinin temyiz talebinin de sanık … hakkında 2008, 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek ve kullanmak suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek inceleme yapılmıştır.
1-Sanık … hakkında 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek ve kullanmak suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
“Sahte fatura kullanma” ve “sahte fatura düzenleme” suçları birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olup biri diğerinin unsuru olmadığı gibi her iki suçun birbirine dönüşemeyeceği, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26/10/2011 tarih 2011/6888 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 2008, 2009 ve 2010 takvim yıllarında hem sahte fatura düzenleme hem de sahte fatura kullanma suçlarından kamu davası açılmasına karşın; sanığın her iki eylemini de kapsayacak şekilde her takvim yılı için tek mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; sanık hakkında temel ceza belirlenirken uygulama maddesinin 213 sayılı Kanun’un 359/b yerine 359/b-1 olarak gösterilmesi Mahkemece düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiş; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak değerlendirildiği, fiillerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı, incelenen dosyaya göre kurulan hükümlerde eleştiri dışında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, sanık müdafinin temyiz talepleri yerinde görülmediğinden hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında 2008, 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek ve kullanmak suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen ”2008, 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek ve kullanmak” suçlarının Kanun’daki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanığın 26/12/2011 olan sorgu tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen asli dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
3-Sanık … hakkında 2008 takvim yılında sahte belge düzenlemek ve kullanmak suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
“Sahte fatura kullanma” ve “sahte fatura düzenleme” suçları birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olup biri diğerinin unsuru olmadığı gibi her iki suçun birbirine dönüşemeyeceği, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26/10/2011 tarih 2011/6888 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 2008 takvim yılında hem sahte fatura düzenleme hem de sahte fatura kullanma suçlarından kamu davası açılmasına karşın; sanığın her iki eylemini de kapsayacak şekilde tek mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı ise de;
Sanığa yüklenen 2008 takvim yılında sahte belge düzenlemek ve kullanmak suçlarının, yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 23.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.