Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/921 E. 2020/6538 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/921
KARAR NO : 2020/6538
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında “Defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın ve vekalet ücreti talebiyle sınırlı olmak üzere katılan vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
1) Sanık hakkında 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarına ait defter ve belgelerini yapılan tebligata rağmen süresi içerisinde ibraz etmediği iddiasıyla “Defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçundan açılan kamu davasında; sanığın, şirket hisselerini …’den devraldığını, … ve kardeşi …’nin kireç satacaklarını söyleyerek kendisini şirkete ortak yaptıklarını, vergi dairesinden cezalar gelince kandırıldığını anladığını, istenen defter ve belgeleri hiç görmediğini savunması; Ticaret Sicili kayıtlarından, sanığın 21.01.2009 tarihinde şirket hisselerini …’den devraldığının, 2007 ve 2008 takvim yıllarına ait defter ve belgelerin sanığın şirketteki hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ait olduğunun ve dosyada defter ve belgelerin sanığa teslim edildiğine ilişkin belge bulunmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; aynı gün Dairemizde temyiz incelemesine konu İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/18 esas ve 2019/226 karar sayılı dosyasında da 2009 yılı defter ve belgerinin suç konusu olması ve aynı yıla ait defterlerin bir kez dava konusu edilebileceğinin, tekrar istenmesinin yeni bir suçu oluşturmayacağı da gözetilerek, şirketin önceki yetkililerinin tespit edilerek CMK’nin 48. maddesindeki çekinme haklarının hatırlatılıp tanık sıfatıyla dinlenmeleri; 2007 ve 2008 takvim yıllarına ait defter ve belgeleri sanığa teslim edip etmediklerinin, bu hususta teslim tesellüm tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin sorulması, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2) Kabule göre de;
a- Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b-Hüküm fıkrasının takdiri indirim uygulamasına ilişkin kısmında uygulanan Kanun ve maddelerinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
c-Yargılama gideri olarak hesaplanan 18 TL’nin CMK’nin 324/4. maddesine 6352 sayılı Kanun’un 100. maddesiyle eklenen değişiklik doğrultusunda terkin edilecek miktarın altında kalması nedeniyle hazine yerine sanığa yükletilmesi,
d- Suç tarihi itibarıyla tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında TCK’nin 58. maddesinin uygulanması yasaya aykırı,
e-Hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararıyla 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin bir kısım fıkra ve bentleri iptal edildiği gözetilerek bu hususta yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanığın temyiz talepleri bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 05/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.