Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/9663 E. 2021/5826 K. 23.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/9663
KARAR NO : 2021/5826
KARAR TARİHİ : 23.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında düzenlenen rapor değerlendirme komisyon mütalaası ve VDENR- 2011-1625/4 sayılı vergi suçu raporuna uygun olarak sanık hakkında Bıakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 2011/43892 Esas sayılı iddianamesi ile 2009-2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçlarından cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, karar gerekçesinde 2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçu bakımından sanığın eyleminin sabit olduğuna karar verilerek hüküm kurulduğu, 2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan hüküm kurulmadığı tespit edilmekle; bu suç yönünden de zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması olanaklı görülmüştür.
I) Sanık müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde
Sanığın yokluğunda verilip 21.10.2013 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen hükmün, sanık müdafii tarafından 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 08.01.2014tarihinde temyiz edildiği anlaşıldığından, vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) Sanık hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında “2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, kendisinin köyde yaşadığını, iş yerinin asıl sahiplerini tanıdığını, bu kişilerin iş yerine ortak edecekleri vaadiyle nüfus bilgilerini alarak iş yerini kurduklarını , iş yeri sahiplerine ulaşamadığını , beyan etmesi ve sanığın verdiği dilekçe üzerine 13.05.2010 tarihinden itibaren iş yeri kapatma işleminin yapıldığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
1-Temin edilecek faturaların sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını ve adını verdiği kişilere ait olduğunu söylemesi halinde; sanık ve bu kişilerin temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile belgelerdeki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
2-Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ya da ismini verdiği kişilere ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
a)Faturaları kullanan şirketler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
b)Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştiraki bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
3-Kabule göre de;
a)Sanığın aynı takvim yılında birden fazla sahte fatura düzenleme şeklinde gerçekleşen eylemlerine ilişkin olarak, TCK’nin 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini yasaya aykırı,
b)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 23.06. 2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.