Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2018/1381 E. 2021/2296 K. 08.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/1381
KARAR NO : 2021/2296
KARAR TARİHİ : 08.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında aynı eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan açılan ve bu dosya ile birleştirilmesine karar verilen 2012/16 esas 2013/115 karar sayılı dosyada zamanaşımı süresi içinde mahallinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; suç tarihinde yürürlükte bulunan 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 30. maddesine göre; tescil plakalarında, işlemi yapan tescil kuruluşu ile plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mühürlerinin bulunmasının, anılan maddede 09.09.2011 gün ve 28049 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 3. maddesiyle yapılan değişiklikle de bu tarihten itibaren yalnızca tescil kuruluşunun mührünün bulunmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, resmi belgede, imza, mühür gibi bulunması gerekli hususların bulunmaması halinde objektif olarak çok sayıda kişiyi aldatamayacağından suçun oluşmayacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, aslı bulunamayan belgelerin aldatma niteliklerinin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma niteliğinin varlığını göstermeyeceği, belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, somut olayda, suça konu plakanın resmi belge niteliğini kazanabilmesi için üzerinde mührün varlığının zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, sahteciliğe konu plakanın ele geçmemiş olması nedeniyle suçun unsurları tespit edilemediğinden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.