Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2018/4330 E. 2022/18999 K. 15.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4330
KARAR NO : 2022/18999
KARAR TARİHİ : 15.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tefecilik, sahte fatura düzenleme


Sanık hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisi ile sahte fatura düzenleme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik sanık müdafisi ile katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
A) Tefecilik suçu yönünden;
1) Sanığın, POS cihazlarını kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması veya kredi kartı borcunun ertelenmesi amacıyla kullanmaktan ibaret fiillerinin, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçunu oluşturduğu gözetilmeden tefecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2) Kabule göre de;
a) Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli, 2014/118 Esas ve 2016/208 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.04.2015 tarihli, 2014/337 Esas ve 2015/356 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kararın Dairemiz tarafından bozulduğu, davanın derdest olduğu ve dosyaya konu suç tarihinin 01.04.2013 iddianame tarihinin ise 07.05.2014 olduğu, ayrıca sanık adına alınan POS cihazının … ve … isimli mükelleflerin iş yerinde bulunması nedeniyle sanık hakkında Konya 12. Asliye Ceza Mahkemesinde tefecilik suçundan açılan kamu davasında verilen beraat kararı Dairemiz tarafından “…atılı suçtan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi…” gerekçesiyle bozulduğu ve davanın derdest olduğu, dosyaya konu suç tarihinin 08.10.2013, iddianame tarihinin ise 13.05.2014 olduğu temyize konu davanın suç tarihinin de 2013, iddianame tarihinin ise 13.03.2015 olduğu anlaşılmakla; Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin ve Konya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasının asılları veya onaylı örneklerinin bu dosya arasına konulmasından ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması bakımından; eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması, ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanığa verilecek cezadan 5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyası bulunması halinde verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi durumunda ise ayrı ayrı ceza verilmesi gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) 5464 sayılı Kanun’un 36. maddesinde tanımlanan “gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme” suçundan dolayı doğrudan doğruya zarar görmeyen Gelir İdaresi Başkanlığının, davaya katılma hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
c) 5237 sayılı TCK’nin 241/1, 43, maddeleri gereğince belirlenen “2 yıl 6 ay” hapis cezası üzerinden, TCK’nin 62/1. maddesine göre (1/6) oranında indirim yapılırken ”2 yıl 1 ay” hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak ”1 yıl 13 ay” hapis cezasına karar verilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
d) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
B) Sahte fatura düzenleme suçu yönünden;
1) Dosya içerisinde bulunan vergi tekniği raporu, sanığın ve kredi kartı sahiplerinin vergi denetmenine verdiği ifadeler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın 2013 yılında 10 ayrı mükelleften 6.687 TL tutarında kontör alışı yaptığı, 9 mükellefe ise toplam 6.864 TL kontör satışı yaptığı, yaptığı bu satışlara ilişkin düzenlediği faturaların liste halinde vergi tekniği raporuna eklendiği, sanığın iş yerinde kontör alıp sattığını ifadesi dışında başka hiçbir delil ile ispat edemediği, fatura dışında kontörlerin satışına ilişkin taşıma ve sevk irsaliyesi ayrıca ödemeye ilişkin dekont, çek veya senet bulunmadığı, kontör satış faturalarının üzerinde alıcılara ait olmayan çok sayıda farklı kişilere ait kredi kartı numaralarının bulunduğu, mükellefin bu kredi kartı sahiplerini tanımadığını ve bunlara kontör satmadığını ifade ettiği, kontörlerin ana bayi, bölge bayi gibi yerlerden alınıp daha çok kar elde edilmesi söz konusu iken küçük esnaflardan alındığı ve mal alınan kişiye tekrar malın geri satıldığı, faturaların kredi kartı sahipleri adına değil bu iş kolunda faaliyet gösterdiği anlaşılan mükellefler adına düzenlendiği anlaşılmakla; sahte fatura düzenleme suçunun sübut bulduğu, atılı suçtan sanığın mahkumiyeti yerine hatalı değerlendirme ile beraatine hükmolunması,
2) Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, tefecilik suçu yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 15.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.