Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2018/6806 E. 2021/12088 K. 10.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6806
KARAR NO : 2021/12088
KARAR TARİHİ : 10.12.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi kötüye kullanmak, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, İmar kirliliğine neden olmak, Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça iştirak

A)Sanıklar …, …, …, … hakkında kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, Sanıklar …, … hakkında birleşen Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/483 Esas 2012/29 Karar sayılı dava dosyası dayanağı 01.12.2010 tarih, 2010/2113 Esas sayılı iddianamesi ile açılan görevi kötüye kullanma, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında birleşen Silifke Sulh Ceza Mahkemesinin 27.05.2012 tarih,2011/1070 Esas, 2012/682 Karar sayılı dava dosyası dayanağı 29.07.2011 tarih, 2011/1712 esas sayılı iddianamesi ile açılan görevi kötüye kullanma, sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında imar kirliliğine neden olma suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısının temyizinin incelenmesinde;
(1)-Sanıklar …, …, …, …’ye yüklenen “kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanıkların sorgularının yapıldığı 08.03.2011 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar;
(2)-Sanıklar …, … hakkında birleşen Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/483 Esas 2012/29 Karar sayılı dava dosyası dayanağı 01.12.2010 tarih ve 2010/2113 Esas sayılı iddianamesi ile açılan “görevi kötüye kullanma” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanıkların sorgularının yapıldığı 08.03.2011 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar;

(3)-Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında birleşen Silifke Sulh Ceza Mahkemesinin 27.05.2012 tarih, 2011/1070 Esas ve 2012/682 Karar sayılı dava dosyası dayanağı 29.07.2011 tarih ve 2011/1712 Esas sayılı iddianamesi ile açılan “görevi kötüye kullanma” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanıklar …, …, …, …, …, …, …’in sorgularının yapıldığı 22.12.2011, … ve …’nin sorgularının yapıldığı 13.03.2012 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar;
(4)-Sanıklar …, …, …, …, …, …’ye yüklenen “imar kirliliğine neden olma” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanıklar …, …, …’in sorgularının yapıldığı 11.01.2012, …, …, …’nin sorgularının yapıldığı 07.03.2012 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B)Sanık … hakkında Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2011 tarih 2011/2169 Esas sayılı iddianamesi ve birleşen Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2012 tarih, 2010/483 Esas ve 2012/29 Karar sayılı dava dosyası dayanağı Silifke C. Başsavcılığının 01.12.2010 tarih ve 2010/2113 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davalarında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine, sanık … hakkında Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2011 tarih ve 2011/2169 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanıklar müdafisinin temyizinin incelenmesinde; Sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş olup TCK’nin 53.maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığından, tebliğnamedeki TCK’nin 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğine yönelik eleştiriye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıklar müdafisinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
(1)-Belediye başkanı olan sanık …’nun 3194 sayılı Kanundan kaynaklanan görevlerini yerine getirmemek ve Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı hususa ilişkin yazılan müzekkerelere cevap vermemek suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; eylemlerin, bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla kanunun aynı hükmünün, kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal edilmesi suretiyle işlenen zincirleme tek suçu oluşturduğu gözetilmeden ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması,
(2)-Belediye başkan vekili olan sanık … hakkında İmar Kanunu’na ve Yönetmeliğin aykırı binaya yönelik görevinin gereğini yerine getirmediği iddiasıyla açılan kamu davasında; yüklenen eylemin devamlılık içerdiği gözetilmeden ve zincirlemeye esas teşkil eden eylemlerin hangileri olduğu açıklanmadan yetersiz gerekçe ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,

(3)-Kabule göre de; 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesine aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
C)Sanıklar …, …, …, …, …, …, … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça iştirakten verilen beraat hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısının temyizinin incelenmesinde;
Sanıklardan … adına kayıtlı olan … Otel’in 18.07.2005 tarihli yapı ruhsatına ve projeye aykırı olarak yapıldığının 09.02.2009 tarihli tutanak ile tespit edildiği, projeye aykırılık giderilmeden Atakent Belediyesinin 02.03.011 tarih ve 431 sayılı yazısıyla söz konusu otelin bulunduğu parselin 07.10.2010 tarih ve 2010/33 sayılı meclis kararıyla turizm alanı ilan edildiği, sanık …’in 03.12.2010 tarihli dilekçe ile tadilat ruhsatı almak için Belediyeye başvurduğu, bir çoğu tarihsiz ve fotokopi, bir kısmı ruhsat onay tarihinden sonra düzenlenen usulen dosya üzerinde tamamlanan belgelerle başvuru tarihinden 5 gün sonra herhangi bir tadilat yapılmadan ve gerekli projeler oluşturulmadan, bina tadilatının imar yönetmeliğine aykırı olduğu bilinerek sanık … ile Belediye Başkanı yerine sanık …’nün imzaladığı 28.12.2010 tarih ve 2010/77 sayılı yapı ruhsatının düzenlendiği, fenni mesullerinde fiili olarak herhangi bir tadilat yapılmayan imar planı, yönetmelik ve projeye aykırı olan bu yapının durumunu bilmelerine rağmen durumu yazılı olarak idareye bildirmek yerine, imza atarak sahtecilik suçuna iştirak ettikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile 28.12.2010 tarih ve 2010/77 ruhsat nolu tadilat projesi ile inşaatın aynı olup herhangi bir farklı kısım bulunmadığına dair görüş belirtilmesi nedeniyle mahkemece sanıklar hakkında beraat hükmü kurulmuş ise de, suç vasfının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde tespiti bakımından, öncelikle binanın 18.07.2005 tarihli yapı ruhsatı ve projeye göre değil 07.10.2010 tarih ve 2010/33 sayılı meclis kararıyla ilan edilen imar değişikliğine uygun olup olmadığının, imar değişikliğine rağmen imara aykırılık bulunup bulunmadığının, imar değişikliğine rağmen imara aykırı olduğunun tespiti halinde imara aykırı olduğu belirlenen kısımların niteliği belirlenerek tamamının tadilat projesinde yer alıp almadığı hususlarının kesin olarak tespit edilmesi, sonucuna göre proje müellifi aynı zamanda fenni mesul olan sanık ile diğer fenni mesul olan sanıkların , imara aykırı yapıyı ruhsata bağlayan belediye görevlileri ile bina sahibinin her birinin eylemlerinin ve cezai sorumluluklarının ayrı ayrı tartışılıp suç kasıtları ve suç vasıfları değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken tüm sanıklar hakkında beraat hükümleri kurulması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 10.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.