YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6880
KARAR NO : 2019/5800
KARAR TARİHİ : 02.07.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi gereğince vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği gözetilmeden, yoklukta verilen kararın vekil yerine asile tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ işlemi geçersiz olup, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nin 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, sanık müdafiinin eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde bulunduğu; geçerli bir tebligat olmaması nedeniyle temyiz ve eski hale getirme talebinin kabulü ile yapılan temyiz incelenmesinde gereği görüşüldü;
Sanık hakkında CMK’nin 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra, deneme süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle duruşma açılarak “açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması” durumunda, Yargıtay incelemesine tabi olan ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün, açıklanan hüküm olması karşısında; CMK’nin 230 ve 223. maddeleri gereğince kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken; açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle Anayasa’nın 141. ve 5271 sayılı CMK’nin 34 ve 230. maddelerine aykırı davranılarak hükmün gerekçesiz bırakılması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükmün açıklanma koşullarının oluştuğu konusunda üye …’ın karşı oyu ile oy çokluğu ile diğer yönlerden 02.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİDİR
Dairemizin 02/07/2019 tarih, 2018/6880 Es, 2019/5800 Kr. sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten muhalifim.
Sanığın 5237 sayılı TCK’nin 204/1, 62/1, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca Hükmün Açıklanması suretiyle kurulan Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/07/2014 tarih 2014/107 Es 2014/273 Kr sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 16.06.2010 tarih 2009/302 Es- 2010/275 Kr sayıyla verilen hükmün CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında İstanbul 17. Sulh Ceza Mahkemesince 27/02/2014 tarih 2013/689 Es 2014/225 Kr sayı ile 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 3-e, 29/1,62, 52. maddeleri uyarınca doğrudan 1500 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeblerle anılan mahkeme kararının öncelikle hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı sebebi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun (hükmün açıklanma koşullarının oluştuğu yönündeki) görüşüne katılmıyorum. 02.07.2019