Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/10081 E. 2023/1417 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10081
KARAR NO : 2023/1417
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2012 tarihli ve 2010/119 Esas, 2012/209 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a)Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b)Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
İlişkin hükmün açıklanması 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereğince geri bırakılmış, sanığın 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş ve karar 01.06.2012 tarihinde kesinleştirilmiştir.

2. Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin 5 yıllık denetim süresi içinde 21.09.2013 tarihinde işlediği kasten yaralama suçları nedeniyle sanık hakkında … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2015 tarihli ve 2014/72 Esas, 2015/29 Karar sayılı ilamıyla mahkûmiyet kararları verilerek hükmün açıklanması yönünden değerlendirilme yapılmak üzere ihbarda bulunulması üzerine, … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2015/625 Esas, 2015/641 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanık hakkında;
a)Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b)Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi, hükmün açıklanmasına sebep olan ilamdaki suç yönünden suç kastının bulunmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. 07.01.2010 tarihinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliğince sokak satıcılarına yönelik yapılan istihbari çalışmalar kapsamında … plakalı aracı kullanan sanığın üzerinde yapılan aramada …’ın kimlik bilgileri ile düzenlenmiş sanığın fotoğrafının yapıştırıldığı sahte sürücü belgesinin ele geçirildiği, ayrıca sanığın … İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen 03.05.2009 tarihli ve … Hava Limanı Trafik Buro Amirliği tarafından düzenlenen 11.12.2009 tarihli trafik idari para cezası karar tutanaklarını … adına düzenlediği anlaşılmıştır.
2. Sanık, atılı suçları ikrar etmiştir.
3. Soruşturma aşamasında alınan … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 10.02.2010 tarihli uzmanlık raporu ile mahkemece duruşma sırasında yapılan gözlemde suça konu sürücü belgesinde tahrifen fotoğraf değişikliği yapıldığı, bu tahrifatın ilk bakışta ve kolaylıkla fark edilemeceyek nitelikte olması nedeniyle, aldatıcılık niteliğini haiz olduğu belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 01.06.2012 tarihinden, deneme sürecinde ikinci suçun işlendiği 21.09.2013 tarihine kadar zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
A. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden
1. Sanığın, …’ın kimlik bilgileri ile oluşturulmuş aldatıcılık niteliği bulunan sahte sürücü belgesini kullandığı sanık ikrarı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un 5 üncü. maddesine ilişkin uygulama yönünden Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi ve suça konu sürücü belgesi hakkında ayrıca karar verilmesi mümkün görülmüştür.

B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması böylece bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli 2013/9-542 Esas ve 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte, suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp, sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, sanığın trafik idari para cezası karar tutanaklarının tanzimi sırasında …’ın kimlik bilgilerini verdiği ve anılan tutanakların … adına düzenlendiği, sanığın başkasına karşı suç isnadında bulunmadığından 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesindeki başkasının kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı; ancak sanığın başkası adına birden fazla trafik idari para cezası karar tutanağı düzenlenmesine neden olmaktan ibaret eyleminin aynı Kanun’un 206 ncı maddesindeki seri muhakeme ve basit yargılama usulüne tabi olan zincirleme şekilde olan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Gerekçeli kararda “07.01.2010” olarak gösterilen suç tarihinin “11.12.2009” olarak gösterilmesi.
3. Kabule göre , 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.03.2015 tarihli ve 2015/625 Esas, 2015/641 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.03.2015 tarihli ve 2015/625 Esas, 2015/641 Karar sayılı kararırına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına

TEVDİİNE, 13.03.2023 tarihinde karar verildi.