Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/10155 E. 2020/3017 K. 11.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10155
KARAR NO : 2020/3017
KARAR TARİHİ : 11.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Sanığın, … adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyetimizce yapılan gözlemde, fotoğraf üzerinde basılı bulunan soğuk mühür izinin silik olduğunun, fotoğraf kenar ve köşelerinde kesim hataları bulunduğunun ve fotoğrafın belgeye sonradan yapıştırıldığının ilk bakışta anlaşılması karşısında; yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliği bulunmadığından, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.06.2020 tarihinde ön sorun yönünden hükmün açıklanma koşulları oluşmadığına dair Üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile diğer yönlerden oy birliği ile karar verildi.
KARŞI OY

Dairemizin 11/06/2020 tarih, 2019/10155 Esas, 2020/3017 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
Sanığın, 5237 sayılı TCK’nin 204/1, 53. maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanması suretiyle kurulan Bakırköy 30. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17/09/2015 tarih 2010/319 Esas, 2010/197 Karar sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 17/06/2010 tarih 2010/319 Es., 2010/197 Kr. sayıyla verilen hükmün CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 07/11/2014 tarih 2013/433 Esas, 2014/472 Karar sayı ile TCK’nin 86/2, 62, 52/2. maddeleri uyarınca doğrudan 2.000 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen hükümlerin olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.

Bu sebeblerle anılan mahkeme kararının öncelikle hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı sebebi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun (hükmün açıklanma koşullarının oluştuğu yönündeki) görüşüne katılmıyorum. 11.06.2020