Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/10190 E. 2023/5110 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10190
KARAR NO : 2023/5110
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.07.2015 tarihli ve 2014/503 Esas, 2015/456 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 58 … ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında kurulan hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafinin temyizi; sanığın belgenin verildiği tarihte cezaevinde olduğuna, iki tanığın beyanları ile cezalandırıldığına, bu tanıkların beyanını kabul etmediğine, başkaca cezalandırılması için bir delil bulunmadığına, bu nedenle usul ve yasaya aykırı olarak verilen mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Ölmez İbs.. Şirketine ait taşınmaz üzerine, şirketin vergi borcundan dolayı konulan haczin kaldırılması için, 07.01.2014 tarihli vergi dairesi tarafından yazılmış gibi görünen müzekkerenin Tapu Müdürlüğü’ne ibraz edildiği, Tapu Müdürlüğü tarafından teyit almak için Vergi Dairesine sorulması sonucu söz konusu belgenin sahte olduğunun anlaşıldığı ve belgeyi sahte olarak düzenleten kişinin sanık olduğu iddiası ile sanık hakkında üzerine atılı suçtan kamu davası açılmştır.
2. Dosya arasında bulunan raporlara göre, belgede müdür yardımcısı sıfatıyla imzası bulunan … …’e aitmiş gibi görünen imzanın, … … eli ürünü olmadığı, imzanın sanığın eli ürünü olduğunun kabulüne imkan verecek nitelik ve yeterlikte bulguların tespit edilemediği belirtilmiştir.
3. Sanık savunmasında suçlamaları kabul etmemiş, belgenin Tapu Müdürlüğü’ne verildiği tarihte cezaevinde olduğunu, tanıkların beyanını kabul etmediğini söylemiştir.
4. Tanık olarak beyanı alınan U. Ç, 30.12.2013 tarihinde sanıktan kendisine emniyete alındığına dair mesaj geldiğini, bunun üzerine sanığın yanına gittiğini, sanığın kendisine bir zarf vererek bu zarfı 07.01.2014 tarihinde Tapu Müdürlüğü’ne vermesini istediğini, kendisinin de o tarihte zarfı Tapu Müdürlüğüne verdiğini söylemiştir.
5. Yine tanık olarak beyanı alınan M.K. Ö, vergi denetmenine verdiği ifadelerinde; şirketin muhasebe işleri ile ilgilendiğini, sanığın da kendi yanında çalıştığını ve adı geçen şirketin işlerini yapması için sanığı görevlendirdiğini, şriketin taşınmazı üzerinde haciz olduğu öğrenilince 2013 yılının aralık ayında bu borcu ödemesi için sanığa para verdiğini, paranın yatırıldığını düşündüğünü, ancak daha sonra borcun hala durduğunu öğrenince sanığın parayı yatırmadığını anladığını, olay ortaya çıkınca derhal parayı yatırarak haczi kaldırttığını, çünkü kendi personeli olan sanığın kusurunun bulunduğunu, ayrıca belgeyi sanığın düzenlediğini ondan duyduğunu beyan etmiş, mahkemede belgenin sanık tarafından düzenlenip düzenlenmediğini bilmediğini söylemiştir.
6. Mahkemece, tanık U.Ç nin samimi anlatımı, diğer tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sanığın eyleminin sabit olduğu kabul edilerek hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere; sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ,dosya arasında bulunan suça konu belge aslı üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, resmi belgede olması gereken zorunlu unsurların bulunduğunun belgede yapılan sahteciliğin ilk bakışta kolaylıkla anlaşılamadığı ve aldatcılık niteliğinin bulunduğunun gözlemlenmesi, Tapu Müdürlüğü tarafından teyit almak amacıyla ilgili kurumun aranmasının ise mevzuat ya da mutad uygulama gereğince olmayıp Tapu Müdürlüğü’nün insiyatifi ile gerçekleştiğinin tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle .İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.07.2015 tarihli ve 2014/503 Esas, 2015/456 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.06.2023 tarihinde karar verildi.