YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10400
KARAR NO : 2023/4405
KARAR TARİHİ : 24.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2013 tarihli ve 2013/14345 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Bakırköy 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2015 tarihli ve 2013/528 Esas, 2015/440 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 51 … ve 53 üncü maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyizi, ticaretle uğraşan sanık hakkında teşdit uygulanmaksızın alt sınırdan ceza tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyizi, sanığın ekonomik iş hacmi dikkate alındığında sahte çek vermeye ihtiyacının olmadığına, iyiniyetle aldığı çeki ciro etmesi nedeniyle çeki veren kişi hakkında araştırma yapılmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. … Ayakkabı…. Şirketinin yetkilisi ve ortağı olan sanığın, İstanbul’da ayakkabı ve deri ile ilgili iş yeri bulunan katılan ile ticari ilişkisinin bulunduğu, sanığın katılana olan borcu sebebiyle Türkiye İş Bankasına ait, 37.000,00 TL tutarlı, keşidecisi …, lehtarı ve ilk cirantası … Zemin Kaplama…. Şirketi olan 31.11.2012 keşide tarihli, yasal unsurları haiz çeki 2012 yılının ekim ayında ciro ederek verdiği, çekin katılanın ortağı … … tarafından bankaya ibrazında sahte kopyalanmış bir çek olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
2. Başlatılan soruşturma neticesinde keşideci …’ın çekinin kopyalandığı, aynı numaralı gerçek çekin ise keşideci tarafından müşteriye verilerek kullanıldığı, bedelinin banka tarafından ödendiği, çekte lehtar ve birinci ciranta olarak yer alan firmanın da kaşesinin ve yetkilisinin imzasının sahte olduğu, keşideci ve lehtar görünen kişilerin bu çek ile alakalarının olmadığı tespit edilmiştir.
3. Alınan bilirkişi raporuna göre çekteki ikinci ciranta …. Şirketinin imzasının sanığa ait olduğu, diğer yazı ve imzaların sanığa ve çeki bankaya ibraz eden katılan ile ortağı … …’ya ait olmadığı, çekin tamamen sahte ve aldatıcılık niteliğinin olduğu belirlenmiştir.
4. Mahkemece özellikleri duruşma tutanağına geçirilen çek gözlemlenmiş ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir.
5. Sanık savunmasında suça konu çeki açık kimlik ve adres bilgilerini veremediği İranlı Kava … adlı bir kişiden fatura, irsaliye tanzim etmeksizin ve ticari kayıtlara geçirmeksizin ayakkabı mamülü mukabilinde aldığını, daha önce bu şahısla nakit alışverişler yaptığını, müşteri çeki olarak katılana verdiğini belirtmiştir.
6. Mahkemece yüksek meblağlı bu alışverişe ilişkin sanık tarafından fatura ve belge ibraz edilememesinin, mal verdiğini belirttiği kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin bilmemesinin, ayrıca bu kişinin çeki ciro etmeksizin vermesinin oluşa aykırı olması nedenleriyle sanığın savunmasına itibar edilmeyerek sahte çeki borcuna karşılık katılana verdiği sabit görüldüğünden resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin sekizinci fıkrasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği dikkate alındığında; sanık hakkında adli sicil kaydında önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hüküm bulunduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi yerinde değil ise de; sanığın sahte çeki borcu için vermesi ve zararı gidermemiş olması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde gösterilen, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sonuca etkili olmayan yanlış gerekçe bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2015 tarihli ve 2013/528 Esas, 2015/440 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.05.2023 tarihinde karar verildi.