Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/10666 E. 2023/3303 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10666
KARAR NO : 2023/3303
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Hatay 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2015 tarihli ve 2013/418 Esas, 2015/606 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca 22 kez erteli 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; şartları oluşmadığı halde erteleme hükümleri verilmesi nedeniyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Antakya belediye binasında temizlik hizmeti veren firmada çalışan sanık …’ın 28.06.2011 ile 14.09.2012 tarihleri arasında düzenlenmiş suça konu 22 adet yapı ruhsatına şikayetçi … yerine imza atmak suretiyle 22 kez resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla dava açılmıştır.
2. Sanık aşamalardaki savunmalarında, arkadaşı olan şikayetçi …’nun işsiz kaldığı bir dönemde kendisinden yardım istediğini, belediyede çalıştığı için birçok firmanın şantiye şefi aradığını bildiğini kendisine tanıdığın var mı diye soranlara şikayetçinin adını verdiğini, bu şekilde birçok firmanın şantiye şefliğini şikayetçinin üstlendiğini, işler devam ederken şikayetçinin yüksek lisans için Ankara’ya gidip geldiğini, imza eksikliği nedeniyle firmaların kendisini aramaya başladığını, şikayetçiyi arayıp gel imza at dediğinde, ben il dışındayım mümkün değil sen benim yerime imza at dediğini, bir süre bu şekilde işlerin yürüdüğünü daha sonra şikayetçinin şantiye şefliğinin üstlendiği bir inşaatta ölümlü iş kazası meydana gelince cezai ve hukuki sorumluluktan kaçmak için şikayetçi olduğunu, tüm imzaları şikayetçinin bilgisi ve talebiyle attığını ancak buna ilişkin yazılı ve sesli bir delili olmadığını sadece aralarındaki telefon kayıtlarını sunabileceğini beyan etmiştir.
2. Katılan …, kendisinin şantiye şefi olmadığı binalara ilişkin yapı ruhsatlarına sanığın kendisi adına imza attığını, kendisinin sanığa yazılı veya sözlü böyle bir talimatının olmadığını, bu olay nedeniyle maddi zararı uğradığını, 22 tane inşaatın şantiye şefi göründüğünden kotasının dolmuş olduğunu ve yeni iş alamadığını beyan etmiştir.
3. Tanık L. Y. Belediye İmar ve Şehircilik Müdürlüğünde teknisyen olarak çalıştığını, sanık …’nın temizlik kadrosunda çalışıyor olmasına rağmen inşaat teknikeri olması nedeniyle kendi bölümünde çalıştığını, inşaat ruhsatlarını doldurmanın kendisinin görevi olduğunu ancak idare tarafından verilen şifrenin sanık ile birlikte kullandıklarını, belgelerdeki imzaların aidiyetini araştırmak gibi görevleri olmadığını, sadece imzaların eksik olup olmadığını kontrol ettiklerini, sanığın şikayetçiyi arkadaşı olarak daha önce tanıttığını beyan etmiştir.
4. Tanık M. D., kendisinin belediyeye taşeron olarak iş yaptığını, aynı zamanda da A. K.’nin sahibi bulunduğu Koçay mühendislik şirketinin alt işlerini yaptığını, bu nedenle hafta sonları devamlı bu şirkete gittiğini, sanığın da bu büroya gelip gittiğini, şikayetçi … ile görüştüklerini, kendisinin yanındayken sanığın para getirdiğini sosyal hayatta sürekli birlikte olduklarını bildiğini, kendisi bir gün bürodayken …’yu telefonla arayan olduğunu, …’nun abisine sorduğunu, onun da atsın yerine bir imza şeklinde beyanda bulunduğunu, arayanın sanık … olduğunu söylediklerini beyan etmiştir.
5. Tanık C. K. sanığı belediyede ruhsat çıkarırken inşaat ruhsatlarını doldurduğu için tanıdığını, dosyayı tomar halinde onlara verdiğini, işleri kimin yaptığını bilmediğini, inşaatının şantiye şefinin … olduğunu sonradan öğrendiğini, …’!yu daha önce hiç görmediğini, yapı denetim firmaları denetime geldiğinde kendisinin muhatap olduğunu beyan etmiştir.
6. Adana Kriminal Polis Laboratuvarının 21.06.2013 tarihli uzmanlık raporunda 22 adet Yapı Ruhsatının “Şantiye Şefinin” başlıklı başlıklı kısmındaki … adına atılı imzaların … elinden çıkmadığı kanaatine varıldığı, …’ın elinden çıktığını gösterir kaligrafik bulgular tespit edilmediği belirtilmiştir.
7. Mahkemece şikayetçinin rızasının bulunmasının sanığın eylemini suç olmaktan çıkarmayacağı kabul edilerek yirmi iki kere mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
8.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2019 tarihli ve 2015/372187 numaralı tebliğnamesi ile hükümlerin onanması talep edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık …’ın şikayetçi …’nun bilgi ve rızası olmaksızın onun adına 22 adet yapı ruhsatını imzalamak suretiyle 22 kere resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilen kamu davasında, sanığın suçlamaları kabul etmediği, şikayetçinin yakın arkadaşı olduğunu, belediyede çalıştığı için şikayetçinin iş almasına aracılık ettiğini, hatta görüşmelere birlikte gittiklerini, şikayetçinin il dışında olduğu zamanlarda ricası ile bu imzaları onun talimatı ile attığını savunduğu, dinlenen tanık beyanlarından şikayetçi ve sanığın arkadaş olduklarının anlaşıldığı ve tanık M. D.’nın kendisinin yanında şikayetçinin sanığa telefonda adına imza atması yönünde talimat verdiğini beyan ettiği dosya kapsamından anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen … üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği ve özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının yerine imza atan kimsede sahtecilik kastının varlığının kabul olunamayacağı nazara alınarak suça konu yapı ruhsatlarında isimleri geçen yapı müteahhitleri tanık olarak dinlenilerek şantiye şefi olarak … ile anlaşıp anlaşmadıkları, ödemeleri kime ve ne şekilde yaptıkları sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik araştırma ve yanlış gerekçe ile mahkumiyet hükümleri kurulması
2. Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği; 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı dikkate alınarak; sanığın şikayetçi adına yapı ruhsatlarına imza atmak suretiyle atılı suçları işlediğinin kabul edilmesi karşısında sanığın fiillerinin, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları kapsamında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yirmi iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Hatay 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2015 tarihli ve 2013/418 Esas, 2015/606 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.04.2023 tarihinde karar verildi.